Vallahi sevmiyorum billahi sevmiyorum şu Madame Bovary'i, hatta en sevmediğim karakter bile olabilir. İsterseniz beni yüzeysel olmakla suçlayın, bu kadını asla anlayamayacağım. Bay Flaubert o kadar güzel anlatmış ki bu doyumsuz kadının duygularını, okurken sinir harbine tutuldum yine. Zira bu kitabı, 2018 hedef listemdeki "Daha önce yarım bıraktığın bir kitap" maddesi gereğince okudum ve zamanında yarım bıraktığım için de kendime can-ı yürekten hak verdim. Tabir caiz ise kendisine rahat batan Madame Bovary, işsizlikten ruhî bunalımlara/duygusal açlıklara sürüklenir. Tamam yani, bir kadın kocasını beğenmeyebilir ama neredeyse önüne gelen her adama aşık olması da pek anlaşılabilir değil bence. Ancak benim bu nefretim, yazarın nasıl mükemmel bir eser yarattığının da nişanesidir sanıyorum. Bay Flaubert da Bay Zweig gibi kadın ruhunun o anlaşılmaz perdesi ardına geçebilen nadir yazarlardan. Sinirlerinize hakim olabilecekseniz okumanızı tavsiye ederim. =)