Kutsal metni iyi bilen dindar bir bilim insanının toplum içerisindeki yeri, zenginlerden bin defa daha önemlidir; en zengin biri bile kızına bir tüccarla evlendirmek yerine beş parasız bilge biriyle evlendirmeyi tercih ederdi.
Tinselliğin böylesine üstün tutulmasına Yahudi toplumunun her sınıfı arasında rastlanır.
Yahudi için zenginlik yalnızca bir ara basamaktır,
gerçek amaç için bir araçtır ve kesinlikle onun için dünyanın amacı değildir.
Yahudinin asıl amacı, içine yerleşmiş olan ülküyü düşünsel bir dünyaya taşımak, onu daha yüksek bir kültür düzeyine ulaştırmaktır. Bu ırkın üstünlüklerin ve zayıf yanlarının daha yoğun biçimde ortaya çıktığı koyu dindar Doğu Avrupa Yahudiliğinde bile, salt maddecilikten düşünsel alana geçme arzusu çok belirgin biçimde görülmektedir.
Bizler ayaklarımızı basacak güvenli bir topraktan yoksun, hak ve özgürlükleri elinden alınmış bireyler olarak yaşamaya alışmak zorunda kaldık.
Babalarımızın dinini, insanlığın hızla ve sürekli yükselişine olan inancımızı kendi varlığımız uğruna çoktan feda ettik; bin yıllık insancıl çabaların bir felaket karşısında tek bir hareketle geriye atıldığını görmüş ve acı deneyimler edilmiş olan bizlere,
onların aceleci iyimserliği çok basit geliyordu.
Ama babalarımızın sahip olduğu bu iyimserlik havası salt bir kuruntu bile olsa, yine de asil ve çok etkileyici bir kuruntuydu, günümüzün sloganlarından daha insani ve daha anlamlıydı.
"Sessiz, birlikte ve sakince büyük gelişirken
Birden attılar bizi dünyanın ortasına;
Çarpıyor bize yüz binlerce dalga,
Kışkırtıyor bizi yaşadıklarımız, bazıları hoşumuza gidiyor,
Sıkıyor canımızı bazıları ve zaman zaman
Hafiften bir huzursuzluk duygusu git geller yaşatıyor içimizde;
Duyumsuyoruz ve duyumsadıklarımız
silip götürüyor dünyanın renkli karmaşasını."