Platon için önemli nokta şudur: Mağaranın karanlığı ile dışarıdaki doğa arasındaki ilişki nasılsa, doğadaki şekillerle idealar dünyasındaki biçimler arasındaki ilişkiler de öyledir.
Algıladığımız ya da duyumsadığımız şeyler hakkında ancak emin olamadığımız görüşlere sahip olabiliriz. Ama akıl yoluyla bildiğimiz şeyler hakkında kesin bilgiye sahip olabiliriz. Bir üçgenin iç açılarının toplamı sonsuza dek 180 derece edecektir. Aynı şekilde, duyular dünyasındaki bütün atlar topal olsa bile, atların dört bacaklı olduğu "ideası" geçerliliğini koruyacaktır
"Her şey akar" demişti Herakleitos. Her şey hareket halindedir ve hiçbir şey sonsuza dek kalmaz. Bu yüzden de "Aynı ırmağa iki kez giremeyiz". Çünkü ikinci kez ırmağa girdiğimde ben de değişmiş bulunuyorum, ırmak da.
Evrenin siyah silindir şapkasından çekip çıkarılan tavşanın yoğun tüylerle dolu kürkünün diplerine doğru ilerlemeye başlamış olduğunu fark ediyordu. Ama şimdi filozof gelmiş, durdurmuştu onu. Ensesine yapışmıştı bu adam(kadın mıydı yoksa?)
Biz tavşanın tüylerinin en diplerinde oturan kımıl kımıl böcekler gibiyiz. Ama filozoflar büyük sihirbazın gözlerinin içine bakabilmek için ince tüylerin uçlarına tırmanmayı denerler.