ed

Kendine ait bir dünya
Puan vermedi·152 syf.··
2025 2. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 15:37
Her kadının sesini duyurabileceği, hayallerini büyütebileceği ve kimseye benliğinin hesabını vermeden var olabileceği bir ‘odaya’ ihtiyacı var fakat bu oda dört duvarla sınırlı değil; düşüncelerimizde, haklarımızda ve özgürlüğümüzde gizli. Bir kadının hayatında kendine ait bir alanının olması sandığımızdan çok daha büyük bir özgürlük aslında. Düşünmek, üretmek sadece kendisi olabilmek için dört duvarla çevrili küçücük bir oda bile bazen bir devrim niteliğinde olabilir. Virginia Woolf’un bahsettiği o ‘oda’ yalnızca fiziksel bir mekân değil; bir kadının kendi düşüncelerine, hayallerine ve sesine sahip çıkabileceği bir alanın sembolüydü. Kadınlar tarih boyunca bu alandan mahrum bırakıldılar. Eğitim hakkından, ekonomik özgürlükten, siyasi temsilden, kendi hayatlarına dair karar alma yetkisinden… Yüzyıllarca kadınların hikayeleri ya susturuldu ya da başkalarının kaleminden yazıldı. Hatta toplumsal hayatın içine bile çok geç dahil olabildiler ve çoğu zaman dahil olmak bile, var olan kalıplara sığmak anlamına geldi. Bugün bile pek çok kadın, kendi odasını inşa edebilmenin mücadelesini veriyor. Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sı, bu mücadelenin derin köklerine ışık tutuyordu. Neredeyse yüzyılı aşkın bir süre önce yazılmış o sayfalarda; bir kadının toplumda var olma mücadelesini, özgürce üretebilme arzusunu ve tüm bunların önündeki görünmez duvarları görmek mümkündü. En çarpıcı olanı ise bugün hala aynı duvarlara çarpıyor oluşumuzdu. Woolf’un satırlarında yankılanan o bastırılmış öfke hem geçmişin hem de bugünün kadınlarının ortak sesi olarak duyuluyordu. Gerçekten de bir kadının parası ve kendisine ait bir odası olmalı.
Felsefe-Düşünce
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 202448,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Raskolnikov'un Felsefesi
Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
Suç ve Ceza Giriş Hangi düşünceler daha önce hiç cinayet işlememiş bir insanı katil olmaya itebilir? Suç ve Ceza biz okurlara yeni katil olmuş birinin dünyasını gösteren ve bize sanki birini öldürmüşüz gibi hisler yaratan bir eser. Asıl hikâye baş karakterimiz Raskolnikov’un bir suç işlemesiyle başlıyor. Buradan sonra kendinizi Raskolnikov’un iç dünyasına kaptırıyor, henüz yeni işlediğiniz cinayetin farkına varıyorsunuz. Hatta içinizde sakladığınız potansiyel katilin sesleri yankılanmaya başlıyor kafanızda. Sonrasında bir merak duygusu kaplamaya başlıyor içinizi, acaba yakalanacak mısınız yoksa zekice bu cinayetin üstesinden kalkıp sıyrılabilecek misiniz? Olay örgüsüne kapılmışken bir anda Raskolnikovla birlikte vicdan azabı çekmeye başlıyorsunuz. İşte tam burada benim kafamda soru işaretleri belirmeye başladı. Her şey düzgünce ilerlerken bir pürüz çıkmıştı karşıma. Raskolnikov’un Felsefesi Bu pürüzden bahsetmeden önce Raskolnikov’un felsefesini sizlere açıklamam lazım. Suç ve Ceza’yı okuyanlarınız zaten biliyordur fakat bahsedeyim ki akıllarda soru işareti kalmasın. Raskolnikov Rusya’da okuyan bir hukuk öğrencisi fakat parası olmadığı için öğrenimine devam edemiyor. Ücra bir apartmanda küçük, rutubetli ve kasvetli bir oda kiralamış ama kirasını ödemekten bile aciz hatta karnı aç yattığı geceler oluyor. Sonrasında birkaç ruble için babasının yadigarı saati ,Dosteyevski’nin bize anlattığı kadarıyla bildiğimiz, kötü bir tefeci kadına bırakıyor. Hatta ölümü varlığından daha değerli diyebileceğimiz bir kadın… Raskolnikov bir gün sokakta yürürken iki adamın konuşmasına şahit oluyor ve kafasında şimşekler çakmaya başlıyor. Dünyalar iyisi bir kardeşi olduğunu fakat bu kadının onun hakkını gasp etmesi yetmediği gibi o meleğe cehennem azabı yaşattırdığını, tefeci kadın
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma