Çizgi romanlar da açıklama ister, önsöz ister, inceleme ister
Martin Mystere - Sayı 217 - Dört Boyutlu Fidye "Fantazmagori" (Mystère'in Gizemleri) köşesi, serinin yaratıcısı Alfredo Castelli tarafından her sayının arkasına eklenen özel bir entelektüel/kültürel genel kültür bölümüdür. Bu bölümün hazırlanmasındaki temel amaçlar şunlardır: 1. Maceralardaki Gerçek ve Kurgu Sınırını Netleştirmek: Martin Mystère maceraları doğası gereği mitoloji, dinler tarihi, arkeoloji, gizemli bilimler, komplo teorileri ve ezoterizmle iç içedir. Okuyucunun kafasında *"Hikayede anlatılan bu efsane, tarihsel kişilik ya da bilimsel veri gerçek mi, yoksa tamamen kurgu mu?"* sorusu uyanır. Fantazmagori köşesi, macerada adı geçen konuların ve kavramların tarihsel dokümantasyonunu, kaynaklarını ve bilimsel gerçekliğini okuyucuya sunar. 2. Kültürel ve Felsefi Derinlik Kazandırmak: Görsellerdeki örnekte de görüldüğü üzere (yaşlılık kavramının etimolojisi, kutsal kitaplardaki kronolojiler, asırlık insanların tarihsel kayıtları, Faust efsanesinin gerçek kökeni vb.), sadece basit bir çizgi roman okuma deneyiminin ötesine geçerek okuyucuya felsefi, sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısı kazandırmayı hedefler. 3. Okuyucuyla Entelektüel Bir Bağ Kurmak: Alfredo Castelli, bu köşeyi adeta okuyucuyla sohbet ettiği kişisel bir kürsü olarak kullanır. Kendi düştüğü kavramsal yanılgıları (örneğin "yaşlı" yerine "yaşça büyük" kelimesini kullanarak siyasi doğruculuk tuzağına düşmesi gibi) samimi bir dille paylaşır. Bu durum, Martin Mystère'i sadece bir macera çizgi romanı olmaktan çıkarıp "akıllıca kurgulanmış bir kültür dergisi" formuna ulaştırır. Bir önceki sayı olan Martin Mystere - Sayı 216 - Slumberland'a Dönüş devamı olan bu sayının okunurluguna bir katkı sunması açısından bu bölümü burada paylaşmayı uygun gördüm. # YAŞLILARA YOL AÇIN: ZAMANIN,
Hayata Dair
Bilim insanları fıkrası..
Fizikçi, matematikçi ve astronom.. ;)
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
MEHMETÇİĞİN MİTOLOJİSİ “Türkler Savaşa, Düğüne Çağrılmış Gibi Giderler” Tractatus Evet, Mehmetçik düğüne gider gibi, kına yakılarak, davulla zurna ile ve iyi dileklerle uğurlanır Askere. Onlar için şehitlik ölümlerin en şereflisidir ve öldüklerinde makamları Tanrı Makamıdır. “Türkler savaşı iyi bilir ve Mars onların sahibidir” der, ünlü Astronom ve Astrolog El-Kazvini’ni. Türklerin asker olarak doğduğu ve “Asker Millet” olduğu doğrudur. Tarihte savaş hazırlıklarını kutsal bir dini ritüelmiş gibi yapan, savaş malzemelerini de bu ritüelleri anımsatacak biçimde süsleyen ve savaşı sanat haline getiren kesinlikle Türklerdir.
Duygu ve Düşünce
Ortanca...
Çiçeğinin adının Türkçe “orta” kelimesiyle bir ilgisi yoktur. Çiçeğin Avrupa dillerindeki asıl adı Fransızca kökenli "Hortensia"dır. Bu isim, 1771 yılında Fransız botanikçi Philibert Commerson tarafından resmi olarak verilmiştir. Commerson bu isimlendirmeyi, Halley kuyruklu yıldızının yörüngesini hesaplayan ekipte yer alan astronom ve matematikçi Nicole-Reine Hortense Lepaute'ye ithafen yapmıştır. Zamanla Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde dilimize giren "Hortensia" kelimesi, fonetik yapısı nedeniyle halk arasında aşina olunan "ortanca" sözcüğüne dönüşmüştür. Özel bir isimden cins isme dönüşen bu yapı, eponim kelimelerin literatürdeki net örneklerinden biridir.
GÜNEŞ BALÇIĞA BATMAZ... AMA ATEİST BALÇIĞA SAPLANIR!
​Ateist-Deist siteler son zamanlarda bir ayeti daha dillerine dolamış: 👉 Güya "Kur’an’a göre güneş balçıklı suya batıyormuş!" ​Kendi akıllarınca Kitabullah ile kafa buluyorlar. "Muhammed'in kozmoloji bilgisi budur" diyerek sanal aleme astronom pozu kesiyorlar! ​🔎 MESELE NE? Kerameti kendinden menkul bilgecikler'in dillerine doladıkları ayet şu: “Güneşin battığı yere ulaştığında, onu kara balçıklı bir su gözünde batıyor buldu. Orada bir kavim gördü…” (Kehf 86) Burada kilit kelime “buldu / gördü” (vecedehâ) kelimesidir. Kur’an “Güneş gerçekten balçıklı suya batıyor” demiyor. — "Zülkarneyn öyle gördü" diyor. Ufka bakan herkesin gördüğü manzara bu. Yani gözlem anlatılıyor Kur'an, — kozmoloji değil. Bugün hepimizin kullandığı dil de aynıdır:
Kuraanın emridir okumak ve ilim Onların ekserisi zandan başka bir şeye tâbi olmaz. Zan ise şüphe yok ki, hiçbir şey ile hakkın yerini tutmaz. Allah Teâlâ ise muhakkak ki, ne yaptıklarını tamamiyle bilicidir. Nasuhi bilmen tefsiri Kul Nefsani yaslandı bastonuna Dut ağacından bir yadigardı bu ona Dediki yamacama gelin haylaz çocuklar Kulak verin bu dedenizde ne masallar var Zan tutarmı hiç hakikatin yerini Bilirmisiniz islam medeniyetinin fetihlerini Anlat dedi torunlar bize islam ilmini İlim dosdoğru islam yoludur Allah Tealadan gelen ilim hakiki dal budur Allah Teala muhakkak mutlaktır o bilir Zan ile çıkılırsa yola şüphe tohumları ekilir Nefsani dedi Bakın ey torunlar Dosdoğru bilgi ve yol ilimdir İşte en güzel ilmin ismi islamiyettir Kim doğru ve güvenilir bilgiden sonra Uyarsa nefsinin söz ve lafına Ona Allah Tealadan gelecek yardım yoktur Bilirmisinin islamın dünyaya katkılarını Unutmayalım bu medeniyetin yaptıklarını İlk kağıt fabrikasını kurdu ibni fazıl Kim ilim peşindeyse ondadır üstün akıl Çiçek hastalığını keşfetti alim ibni razi Mimar sinan şaheser camiler inşa etti Akşemseddin ise mikrobu ilk o tanımladı