Eh işte
6/10
·156 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 08:37
Merhaba bugün sizlere Beyaz Kale anlatacağım. Türklere esir düşen İtalyan bir eleman, asıl mesleği astronom olmasına rağmen işte normal köle gibi olmamak için sağlıkçı olduğuna dair kolpa atıyor. Bakıyorlar 3 5 kişiyi iyileştiriyor bu, paşanın huzuruna çıkıyor. Astronom olduğundan falan bahsediyor, paşa da bundan bi havai fişek gösterisi hazırlamasını istiyor. Bu gösteri için Hoca diye biri var onla çalışcaksınız diyor. Bizimki bi bakıyor Hoca kendisi. Kendisi değil de manyak bi benzerlik var neyse bunlar çalışıyor ediyor gösteriyi hazırlıyorlar. Sonra paşa bunu Hoca'ya köle diye veriyor. Hocanın fikir dünyasına büyük etkiler yapıyor bizimki. Birbirlerinin hayatlarını detaylıca öğreniyorlar önce. Bizimki Hoca'nın farklı perspektifden düşünmesini sağlıyor bazı şeyleri. Tabi Hoca'dan da çok şey öğreniyor bunu da söylemek lazım. Padişahla, paşayla vs. görüşen Hoca, aslında onlara bizim elemandan öğrendiklerini satıyor. Böyle bir hayat başlıyor ama bizimki köle en nihayetinde. Hoca biraz da çektiriyor buna o yüzden. Veba salgını başlıyor bir ara. Hocanın vücudunda çıkan bir çıbandan ötürü ölüm korkusu baş gösteriyor. Daha sonra bizimki vasıtasıyla Hoca benliğini sorgulamaya başlıyor. Kendine sürekli "Kimim ben?" sorusunu soruyor artık kafayı yiyecek raddeye gelmiştir. Hocayla bizimki artık resmen aynı kişi gibidirler. Padişah günün birinde Hoca'dan bir silah hazırlamasını istiyor, yıllar süren bu hazırlık sürecinde Padişah ile Hoca değil bizimki görüşmeye başlıyor. Padişah da boş adam değil anlıyor bir şeyler olduğunu. Ben m hoca diye konuştuğum adam senmişsin falan diyor. Neyse silahın hazırlıkları bitiyor savaşa gidiliyor ama durumlar kötü. Askerlerde huzursuzluk başlıyor. Hoca bakıyor ki durumlar ciddi, sen ben oldun ben de sen oldum diyerek kaçıyor gidiyor. Bizim
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:15
Ömer Hayyam , Nişabur’da doğmuş İranlı bir şair, matematikçi, astronom ve filozoftur. Daha çok rubaileriyle tanınır fakat bugün ona ait olduğu söylenen bütün dörtlüklerin gerçekten ona ait olup olmadığı kesin değildir. Kitaba başlamadan önce hakkında küçük bir araştırma yapmıştım. İnsanların bu eser konusunda ikiye ayrıldığını görmek dikkatimi çekti. Sevenler Hayyam’ın düşünce dünyasını derin ve etkileyici bulurken, sevmeyenler ise daha çok dörtlüklerde geçen şarap, meyhane ve yer yer inançla çatışabilecek ifadeler sebebiyle kitaba mesafeli yaklaşıyor. Açıkçası kitabı pek sevmedim ama tamamen de değersiz bulmuyorum. Yine de okunabilecek kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü ilk bakışta yalnızca aykırı fikirler ve dünyevi imgeler öne çıkıyor gibi görünse de satırların altına indikçe insanın faniliği, hayatın geçiciliği ve hakikati arama çabası kendini gösteriyor. “Dedim artık bilgiden yana eksiğim yok Şu dünyanın sırrına ermişim az çok Derken aklım geldi başıma, bir de baktım Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok.” Hayyam’ın en güçlü yanı insanı düşünmeye zorlaması. Bazı dörtlüklerde sorgulatan, bazılarında rahatsız eden, bazılarında ise insanın içine dokunan bir taraf var. Özellikle sevgi üzerine yazdıkları, onun yalnızca hayatı sorgulayan değil, aynı zamanda insan ruhunu da derinlemesine anlayan biri olduğunu hissettiriyor. “Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi Gençlik destanının baş kaynağı sevgidir sevgi Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi” “Yüce Varlık bize bir beden verince Sevmesini öğretti her şeyden önce ....” “Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin”
Edebiyat
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·216 syf.··
2022 78. kitabı
Ömer Hayyam (1048-1131), İranlı büyük bir polimat, matematikçi, astronom, filozof ve şairdir. Asıl adı Gıyaseddin Ebu’l-Feth Ömer İbni İbrahim el-Hayyam’dır. “Hayyam” lakabı babasının çadırcı mesleğinden gelir. Doğu’da bilim insanı kimliğiyle, Batı’da ise özellikle Rubaiyat (Rubailer/Dörtlükler) adlı şiirleriyle tanınır. Rubai, dört dizeden oluşan ve genellikle “aaba” kafiye şemasıyla yazılan klasik bir Fars şiir formudur. Hayyam bu formu ustalıkla kullanarak felsefi derinlik katmıştır. Hayyam, Nişabur’da doğup büyümüş, Semerkant ve Isfahan’da bulunmuştur. Matematikte cebir üzerine önemli çalışmalar yapmış (kübik denklemler), astronomide Celali Takvimi’ni geliştirmiş, fizik ve felsefe alanlarında eserler vermiştir. Rubaileri ise ölümünden sonra derlenmiştir; kendisine atfedilen yüzlerce dörtlük arasında hangilerinin gerçekten ona ait olduğu tartışmalıdır. En güvenilir derlemelerde 100-300 civarı rubai bulunur. Türkçe’de en bilinen çeviriler Sabahattin Eyüboğlu ve diğer klasik tercümelerdir. Hayyam’ın rubaileri, kısa formlarına rağmen derin felsefi sorgulamalar içerir. Ana temalar şunlardır: Hayatın Kısa ve Geçiciliği (Transience): Dünya bir han gibi; gelen gider. Geçmiş ve gelecek masaldır, önemli olan “an”dır (Carpe Diem). Ölüm kaçınılmazdır, bu yüzden zevkleri kaçırmamak gerekir. Varoluşsal Sorgulama ve Kader: Evrenin sırrı akılla tam çözülemez. Tanrı, kader, ölüm sonrası hayat gibi konulara ironik ve şüpheci yaklaşır. Bazı rubailerde kaderin oyuncağı olan insan imgesi vardır. Şarap, Sevgili ve Zevk: Şarap sıklıkla mecazi kullanılır; tasavvuftaki gibi ilahi aşkı veya dünyevi zevki simgeler. Eleştirmenler onu “şarapçı” diye ansa da, bu imgeler ikiyüzlülüğe, dini gösterişe ve faniliğe karşı bir başkaldırıdır. Sevgili de hem dünyevi hem ilahi güzelliği temsil
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,9bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 00:00
Batı dünyasında bilinen ismiyle Averroes, İslam tarihinde İbn Rüşd... Filozof, astronom, doktor, psikolog, hukukçu, fizikçi, edebiyatçı, matematikçi... Ve adını sayamadığımız birçok dalın üstadı... "Önce Akıl" şuuruyla düşünce dünyası Orta Çağ, Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nı etkisi altına almıştır. "Akıl yoluyla Tanrı bulunabilir" diyerek aklı birçok şeyin üstünde tutmuş ve hatta "Önce Din" diyen İmam Gazali'ye de bu konuda ters düşmüştür.
İbni Rüşd - İlim Anavatanımızdır, Cehalet İse Yabancı Bir YerMetehan Tanyıldız · Destek Yayınları · 2024947 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 4. kitabı
Bilim kurgu denince, akla kuşkusuz bu türün altın çağının üç büyük ismi gelir: Asimov, Clarke, Heinlein (Sıralamam da bu şekilde olurdu). Bu dönem kabaca 1938-46 arasını kapsar. Bir on yıl sonra, yani 1957'de Fred Hoyle tarafından kaleme alınan ve şu an incelediğimiz Kara Bulut adlı kitap, başta adı geçen üç dev ismin bol ödüllü eserlerinden aşağı kalır değil. Her nedense, böylesi müthiş bir bilim kurgu klasiği kimsenin gözüne çarpmamış. En azından bu türün klasiklerinin yakaladığı popülerliğe ulaşamamış gibi. Kitabın içeriğini burada anlatıp "inceleme soslu" bir özet sunma niyetim yok. Belki bir iki cümle ile tanıtıp başka kısımlara değineceğim. Gözlemler sonucunda güneş sistemine yaklaştığı keşfedilen ve hesaplanan açıyla ilerlediği sürece dünyayı kuşatması beklenen kozmik bir kara bulutun, insanlığı siyasi, sosyolojik, ekonomik, askeri ve psikolojik anlamda nasıl ve ne süreyle etkileyebileceğini tartışan bir grup bilim insanının karşılaşılan sorunlara çözüm bulma serüvenini anlatıyor kitap. (Yapay zeka değil, alın teri :) Diyalog kurma, sürdürme konusu kitaplarda olduğu gibi filmlerde de önemsediğim bir konu. Bir filmin kaliteli mi yoksa kalitesiz mi olduğu, filmde geçen diyalogların yüzeysel olup olmadığından rahatlıkla anlaşılabilir. İnce işlenmiş, üzerine düşünülmüş, kafa yorulmuş ve derinlik kazandırılmış diyaloglar, senaryoya hem çok boyutluluk hem de sahicilik katar. Kitaplar için de durum böyledir. Bazı kitaplar diyalogları kısa tutup, karakterin kendi iç sesinden derin betimlemeler, ayrıntılı düşünceler aktarma yolunu seçse de, bunun sohbet esnasında gerçekleşmesi farklı bir doku kazandırır esere. İşte bu kitap, neredeyse tüm süreci diyalog üzerinden yürütüyor. Bilim insanlarının bir sorunu ele alış tarzına, o sorunu çözme girişimlerine, eksik veya
Kara BulutFred Hoyle · İthaki Yayınları · 2022206 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 47. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Bu sefer ki tanışacagımız kişi Newton. 1642 yılının soğuk bir aralık gecesinde İngilterede dünyaya gelmiş. Isaac Newton, klasik mekaniğin ve modern optiğin temellerini atan, tarihin en önemli bilim insanlarından biridir. Isaac Newton, klasik mekaniğin temelini oluşturan üç hareket yasasını ve evrensel kütleçekim yasasını ortaya koymuşturIsaac Newton, evrensel kütle çekimi ile hareket kanunlarını ortaya koyan bilim insanıdır.Fizikçi, Matematikçi, Astronom, Teolog, Mucit ve Filozofdur. ️Bu gibi böyle birçok önemli kişiyi böyle güzel kitaplar sayesinde tanımış oluyoruz.
Isaac NewtonKathleen Krull · Martı Genç Yayınları · 2019259 okunma