Kişisel gelişim kitaplarından devşirilmiş; Budizm, Hristiyanlık, Kabbala, Şamanizm, pagan ve materyalist düşünce ile harmanlanmış, bizim kültür kodlarımıza ve dinî inanışlarımıza ters olan bu fikirler, safha safha uygulayıcı ve danışanlara aşılanıyor. Bir taraftan tasavvuftan devşirilmiş; hiçlik, hiç olma, insanlığa hizmet gibi kavramlar dillendirilirken, diğer taraftan “kendiniz olun”, “kendiniz için yaşayın”, “kendinizi sevin”, “kendinize değer verin”, “kendinizi gerçekleştirin”, “kendinizi aşın” gibi telkinlerle, İslam’ın kültür kodlarımıza aşılamış olduğu yardımlaşma, diğerkâmlık, hasbilik, paylaşma, tevazu, kibirden ve benlikten uzak olma gibi güzel hasletler hayattan tasfiye ediliyor.
Yerine, kendini aşma sevdasına düşmüş; bencil ve egoist, başarıyı hedeflemiş ve her şeyi bundan ibaret gören, kaderi değiştirebilecek kadar sınırsız bir gücü olduğuna, hatta seçilmiş bir kul ve kişi olduğuna inanan, sevgi pıtırcığı bir insan modeli çıkıyor. Ama insan aciz olunca ve kendine çizilen bu hedeflere varamayınca, bu defa ciddi ruhsal problemler başlıyor.