sen, sath-ı sükûtun koynunda,
gafletini uyuyan nobran nur—
nice şafaklar adadım uğruna,
nice nifaklar suladım toprağında.
affını umdum, vuslatını duydum.
çağlayan yeldamda, sızan her solukta—
söyle, kaç intibâh kafi,
kaç hicabı deşmeli,
ayman için zulmet-i rüyandan.
yağsın gayrı, rahmetin,
yansın yanacaksa irisim,
kor düşüp huzme-i nevandan—
yarılsın menfezim,
yazılsın menzilim,
doğrulup lafzını bengi rücumdan—
bak, inkar ediyor,
zîlalimin peşinde, yozdan bir dil.
oyuklarında, pustan bir hail—
sökülüyor tufanım, haşrını semadan;
dökülüyor gaybım, hatt-ı sükûndan.
suretim, mahfil.
bak, ikrar ediyor,
inhilalimin eşiğinde, zerreden her fail.
oluklarında doğan habil ve kabil—
süzülüyor kanım, çatlayan mezarımdan;
üflüyor bekâsını, çınlayan sûrumdan.
neşrim, müstakil.