“.... Ne türden olursa olsun, mal mülk sahibi birini de öldürmezdim. Bundan sonraki yaşamları boyunca onları, tıpkı bizim tarlalarda çalıştığımız gibi, tıpkı bizim dağlarda odun kestiğimiz gibi her gün çalıştırırdım. Böylece insanın ne yapmak için yaratılmış olduğunu anlarlardı. Bizim uyuduğumuz yerde uyumaları gerektiğini, bizler gibi yemeleri gerektiğini ama her şeyden önce de çalışmaları gerektiğini anlarlardı. Böylece öğrenirlerdi işte.”
Ve baktım: Minderde üstüste konmuş iki yastık (Demek annem rahatsızlanmış ve buraya uzanmış). Masanın yanında rafın önüne çekilmiş bir sandalye (Demek annem en üst raftan bir ilaç şişesi almış). Ha... İşte masanın üstünde bir şişe Kordiyal (Demek annem bir fenalık geçirmiş). Minderin üstünde ıslak, buruşuk bir mendil (Demek annem ağlamış).