Mehmed Uzun ile tanışmama bu kitap vesile oldu: Aşk gibi aydınlık/ Ölüm gibi karanlık
Öncelikle çok etkilendiğimi söyleyebilirim. Okuduğum süre boyunca hep biriyle kitap hakkında tartışmak istedim. Bazen durup durup konuşmalarda anlatmaya başlardım. Evet biliyorum ne dediğimi anlamıyorlardı ama kendimi tutmak bazen imkansız geliyordu.
(Spoiler)
Kevok ve Baz... Kitabın iki ayrı etkileyici kuşları.
Baz...
Evet Baz haklıydın. Ne zamana kadar ölüm,korku,ağıt,yakarış devam edecekti, ne zamana kadar analar "mala mın" diyecekti, asılında asıl soru şu ne zamana kadar sadece senin ülkenden olmadığı ve seninle aynı düşüncede olmadığı için öldürülecekti..?
Ve Kevok hasretin, acının, özlemin, korkunun çocuğu... Ne çok cesur davrandın, kaç defa ölümden döndün ve kaç kez korkuna yenik düştün? Tek suçun Dağlar Ülkesinin kızı olman mıydı?
Sen "Dade" dedikçe ben "anne" dedim.
Sen " Dade burası çok soğuk, üşüyorum" diyince ben üşüdüm. Ben seni her halinle yaşadım. Ölüme boyun eğdin dağların kevoku, ben de eğdim.
Yaşadıklarımı ve daha çok duyduklarımı bu kitapta gördüm, okudum, hissettim. Belki de bu yüzden o kadar etkilendim.
Bazı zaman aydınlık ve çoğu zaman karanlık. En sonunda ölümün hakim geldiği bir Mehmed Uzun eseri.
Çok etkilendiğim bir kelimeyi söyleyerek bitirmek istiyorum.
"Mala mın" (Evim,ocağım)