“utanç bizi ikiye böler. ikiye bölünmenin en dayanılmaz yanı, iki parçanın da hâlâ canlı olmasıdır. insan herhalde bu yüzden kendini öldürmeye kalkışır. ikisinden biri gitsin, der.”
“küçük şeylerden filizlenen, büyüyen balta girmemiş orman. ona yazgı diyoruz, ama masa saatinin içine nasılsa girip altı rakamının dibinde ölmüş kalmış küçük bir sinek de diyebiliriz. çünkü artık burada, bu dünyada her şey parçalar halinde ve her bir parça diğerinin yerine geçebiliyor. yadırgamıyoruz. çıldırmamız gerek ama yadırgamıyoruz.”
“yine de, her şeye rağmen, bu şehirde de birileri, insanlık tarihinin en başında yazılması, yazı yok muydu, çizilmesi, bağırılması gerekeni bir duvara yazıveriyor: ‘NE TANRI NE EFENDİ!’”