Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
“Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları Tabiatın babası sandı. Onların oğlu oldu. Bir gün o Tabiat çocuğu Tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”
Ülkesini, ulusunu, inancını, namusunu koruyan ve seven herkesin; ama aklı başında olan herkesin Atatürk'e minnettar olması bir borçtur.
Reklam
“Tedâvi ancak ilmî ve fennî bir surette olursa şifa verir.”
266 syf.
·
Puan vermedi
·
Beğendi
·
4 günde okudu
Kitap Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 24 adet not defterinden alıntılar yapılarak yazılmış inceleme tarzındadır. Yazar, kitapta bazı tavsiyelerde bulunmuştur ki bunlar çok yerindedir. Bu belgelerin arşivlerde kalmaması, tıpkı basımları ile birlikte sözü geçen olay ve kişilerin tarih içinde ki yerlerini saptayıp, defterlerle bütünleştirerek çok değerli bir eser elde edilebileceğinden dem vurmaktadır. Hatta bu çalışmanın sadece bir kişi değil de bir ekip çalışması ile bu kişilerin de hem bilim çevrelerinde uzmanlaşmış, hem de askerî alanda konuları kavrayıp, değerlendirebilecek rütbe ve düzeyde kişilerden oluşması önerisi gerçekten mükemmel. Ve bende inanıyorum ki böyle bir eser gelecek kuşaklar için Atatürk’ü daha iyi, daha doğru, daha yakından tanıma olanağı sağlayacaktır.
Atatürk'ün Not Defterleri
Atatürk'ün Not DefterleriAli Mithat İnan · Gündoğan Yayınları · 199689 okunma
“Bir gün Cemal Bey Selânik gazetelerinde birisine imzasız bir başmakale yazmış. Beraber çalıştığımız daireden çıkıp tramvaya binmiş. Olimpos'a gidiyorduk. Cemal Bey'in elinde o gazete vardır. Bana uzatıp: “Bu başmakaleyi okudunuz mu?" dedi. "Hayır." "Oku" dedi, okudum. "Nasıl?" diye sordu. "Alelâde bir gazetecenin, alelâde bir yazısı" dedim. "Amma yaptın ha, bunu ben yazdım." Cevap verdim: "Afedersiniz, bilmiyordum. Yazmamış olmanızı temenni ederim" dedim ve ilâve ettim: "Cemal Bey, şu ve bu yolda birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz. Bunun, hiçbir kıymeti ve ehemmiyeti yoktur. Siz içinde bulunduğumuz vaziyeti tetkik ediniz. En başta biraz ferâgat sâhibi olmak lâzımdır. Şunun bunun pöhpöhünden kuvvet almaya tenezzül etmeyiniz. Büyüklük odur ki, hiç kimseye eğilmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için hakiki mefkûre ne ise onu görerek, o hedefe yürüyeceksin. Önüne sayısız engeller yığacaklardır. Kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere güleceksin! Cemal Bey sözlerimi sükûnetle dinledi, bana hak verdi.”
Reklam
Sarık saran hafiyelerin din perdesi altındaki ilkaâtı menfaatten başka bir şey değildir. 4 Nisan 325 (1909)
Gündoğan Yayınları / 9. Defter
Bilhassa millete anlatacaklardır ki, "Türkiye Devleti"nin emniyeti Türkiye halkının hakiki saadet ve refahı Türk'ün bünye-i içtimâiyesine (sosyal yapısına) en uygun olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükûmeti ile temin olunur. Türkiye halkına hakiki benliğini idrâk ettiren bu millî idâreye yan bakanlar, millet nazarında ebediyyen menfûr ve makhur (kötü ve yokolmuş) olacaktır."
Sayfa 104Kitabı okudu
Atatürk; gerek küçük rütbeli bir subay ve gerekse general, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı iken hiçbir zaman kendisine, kişisel istek ve arzularına, duygularına ve gereksinmelerine yaşamında fazla yer ayırmamıştır. Bu bakımdan defterlerin içeriğinde kişisel konulara az yer ayrılmıştır. Yani çevresi ve ulusal amacı daima ön plânda kalmış, ömrü boyunca bir ideale doğru yürüyüş ve düşünüş içinde olmuştur.
Çocuklarımıza ve gençlerimize görmekte olduğu tahsilin hududu her ne olursa olsun herşeyden evvel: Türkiye'nin istiklâline Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve Hükûmeti'ne düşman olan bütün anâsırlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.
Reklam
Mustafa Kemal Atatürk
Ülkesini, ulusunu, inancını, namusunu koruyan ve seven herkesin; ama aklı başında olan herkesin ona minnettar olması bir borçtur.
Türk kültür ve uygarlığına temel oluşturmuş ve Türklük tarihinde kurumsallaşmaya olanak hazırlayan Göktürk Kağanları, hatta daha öncekiler de bir yerde Kurultay'a hesap vermek zorundaydılar. O günlerden bu yana, gerçek devlet adamları, resmen olmasa bile uygulamalarının hesabını meclislere değil de kendi halklarının yararına, dönemiyle ilgili yazılı eser bırakarak, bu geleneği dolaylı biçimde sürdüregelmişlerdir. Sezar'ın "Galya Savaşları"; Bilge ve Kültigin Kağanların, çağlara kafa tutan taşlara kazıttırarak, gelecek kuşaklara bıraktıkları "Orhun Abideleri"nden; Hitler'in "Kavgam"ına ve büyük Önder Atatürk'ün "Nutuk" adlı büyük eserine kadar uzanan tarihi süreçlemeden de anlaşılacağı gibi, bu tutum bir bakıma ulusa hesap verme, yol gösterme, ışık tutma ve ulusunun devamlılığına katkıyla, inanç vermedir.
Efendiler bu zihniyetin ne kadar yanlış ne kadar hatırnâk (akıldan uzak) olduğunu asırların verdiği acı tecrübe ile ve bilhassa bugün içinde bulunduğumuz şerâitin derece-i müşkilâtıyla (şartların zorluğu oranında) anlamış, acısını hissetmemiş bir ferd-i millet kalmamıştı.
Sayfa 134Kitabı okudu
Emperyalistler Anadolu yu İşgal Edince
Tarih, İngiltere Hükûmeti'nin böyle gülünç bir teşebbüse rapt-ı ümid etmesini (umut bağlamasını) hayretle kaydedecektir."
Üç gün evvel tamamlayamadığım bütün duygulanışımın hangi oluşumlarla sonuçlandırılmasının gerekliliğini düşünüyorum. Bütün varlığımı yokluyorum. Anlıyorum ki yaşamımda yakarış ve isteklerimin tek bir biçimde oluşmasının olanağı yoktur. Fakat şunu anlıyorum ki, kalbim dönem dönem, her gün ve her dakika yeni bir duygulanışın oluşum alanı oluyor. Bu sürekli artan düşünce ve duyguların tek sebebi duyularımın tam belirgin olmayan çırpınışlar içinde oluşudur. Belirsiz... O kadar belirsiz ki... Sağ iken oldum harap, yok oldum yeter. M. Kemal 2 Mart 1320
Gündoğan Yayınları / Ekler
684 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.