Ruhun içinde biriktirdiğin insan kırıklarıyla dolup taşıyor. Seni ilk gördüğüm güne geri sardım anılarımı, böyle böyle anladım daha önce hiçbir aşkı hakkını vererek yaşamadığımı.
Gözlerin bana zemheri, bana daha ilk patlamasını yaşamamış bir galaksinin karanlığı. Sorsana bir sevdiklerine nasıl bilirlerdi seni, benden önce ve benden sonra? Bir çağ kapamak değilse de niyetim, tersine akıyor sendeki nehirlerim.
Yerini yadırgıyor mudur senin hatıralarında? Sanki çok zamansız yaşanmış bir dava, sanki avuçlarına sığdıramadığın deniz kabukları bir kumsalın ortasında. İsmin bana ağır şimdi, ismin başka kimseye yakışmıyor mesela. Tüm telaşlarını koy bir çaydanlığa demle, sabaha kadar öldürmezse bana bir mektup yaz ve cevabını bekle.
Seni ilk gördüğüm güne sardım anılarımı, daha en başından biliyordum ve belki de biliyorduk, yarattığımız dalgaların bizi o okyanuslarda barındırmayacağını.