İbrahim ,bir Uzağın sırtı Gibiyim. Yakışmıyorum Dünyanın Hiçbir Penceresine.
1000Kitap
Elimde hâlâ yanan bir sigara varken yenisini yaktım.
Bu küçük, saçma eylem aslında her şeyi özetliyor: İnsan, anlamsızlığı yaşarken bile bir sonraki anlamsızlığa uzanır. Bitmemiş bir acıyı taşırken yeni bir acıyı davet eder. Sartre'ın dediği gibi, "insan özgürlüğe mahkûmdur" — ama bu özgürlük çoğu zaman elimizdeki dumanı görmezden gelip yeni bir ateş yakmak biçiminde tezahür eder. Soldaki parmaklar hâlâ sıcaktı. Sağdaki kibrit henüz sönmüştü. İkisi arasında geçen o bir saniye — ne biri ne diğeri, ne geçmiş ne gelecek. Sadece iki duman, birbirine bakmadan yükselen. Belki de varoluşun özü budur — tükenmekte olanı bırakmadan önce yeni bir tükenişe başlamak. Çünkü insan durduğunda kendisiyle yüzleşmek zorunda kalır. Ve bu yüzleşme, iki sigaranın aynı anda yanmasından çok daha yakıcıdır. Duman dağılır. Ama seçim kalır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, herkes bir başkasının putuna İbrahim kesiliyor. Kendi putunu şirin gördüğünün farkında bile değil. Ne acıdır ki kendi putları, kınadığı kişiden fazla olmasına rağmen bunun farkında değil. Peki sen gerçek bir İbrahim değil isen atıldığın ateş gül bahçesine döner mi?
Geceye
Yolcuyum, Çakıl taşlarının üzerinde, Bir yanım cennet diğeri ateş, Rüzgar fısıldarken, Güneşin hüznü bulutların gerisinde, Ufuk epey uzakta, Kalbimde bir umut, Sessizlik eşlik ederken, Zamanın mevsimleri, Semaha kalkmış dönerken, Arayışın peşinde.
Şiir
Gün bitti. Agacta nes`e söndü. Yaprak ates oldu, kus da yakut; Yaprakla kusun pariltisindan Havuzun suyu erguvana döndü... Ahmet Haşim
Şiir
Sordu derviş bana sen kimsin diye. Bir kaşıkta yere düşen pilav tanesiyim dedim. Ziyani yok toprağın üstünde ki karıncanın nimetisin dedi. Sordu derviş dertin ne diye. Aklımı kalbime almak istiyorum dedim. Ziyani yok aklı kalbe kurban etmek ezelden beridir yaptığımız iş. Sordu bana derviş sual sormadan cevap ararsın dedi, bilmez misin ki ateş böceğiyiz biz, cevabın değil sorunun ışığında kurban ederiz kendimizi, sualımız dilimizde abdestini alıp sonra sorarız biz. Ya Hak ya Huu derviş dedim, ben bir tohumum Kerbalının umudunda yeşermek isterim, ben bir Sünniyim lakin Ceminizde dost olmak isterim buyur dedi derviş burası erenlerin sofrası, suyumuz kanımız kadar şereflidir dedi, sehpa da yetirdiğimiz Pirimiz, Şehid düşmüş Canımız, Biz Biriz, birimize bir ol dedi ey can. Neek