TARİH VE POLİSİYE İÇ İÇE
9/10
·240 syf.··
2026 4. kitabı
Troçki Evi Önay Yılmaz Önay Yılmaz'ın Troçki Evi romanının özetine geçmeden önce yazarın (Türkiye'nin ilk dijital polisiye dergisi) DEDEKTİF DERGİ'de yayınlanan yazılarına göz atmanızı öneririm. dedektifdergi.com/author/onay-yilmaz Önay Yılmaz'ın tarihle polisiyeyi harmanladığı romanı Troçki Evi, Sovyet Devrimi’nin öncülerinden Lev Troçki’nin sürgün yıllarında kaldığı Büyükada’daki Troçki köşkünün bekçisinin bahçede boğazı kesilerek öldürülmüş bir kadın cesedi bulmasıyla başlar. İstanbul Emniyet'i Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amiri Başkomiser Çetin Akın soruşturma için en güvendiği komiseri Ömer Erdem'i ve yardımcısı Erkan Ateş'i görevlendirir. Olay yerine gelen Komiser Ömer ve yardımcısı Erkan, polis memurundan maktul hakkında detaylı bilgi alırlar. “Troçki Evi” olarak bilinen Arap İzzet Paşa Köşkü’nün bahçesinde cinayete kurban giden kadın Rum asıllı, araştırmacı mimar Maria Kalamaris’tir. İlk iş bu kadının o köşkün bahçesinde ne aradığını bulmak olacaktır. Bunun için eskiden köşk olan daha sonra dairelere ayrılıp apartmana çevrilen yapıda oturan ev sahipleri, maktulün yakın çevresi ve eski sevgilisi sorgulanır. Soruşturmada henüz elle tutulur bir sonuca varılmamışken, aynı köşkte bir cinayet daha işlenir. Birkaç gün içinde Troçki'nin ikinci adresi olan Yanaros Köşkü'nde de bir ceset bulunması soruşturmanın gidişatını etkiler. Bu üç cinayetin tarihi köşklerle ve Troçki ile ilgisi nedir? Üç cinayetin birden soruşturmasında ekibinin çıkmaza girdiğini gören Başkomiser Çetin Akın bir dönem başarılı bir gazeteci olan ancak büyük aşkını kaybettikten sonra inzivaya çekilen Ahmet Kerim’i soruşturmaya dahil eder. Gazetecinin sadece Adalar’ı tanımakla kalmayıp kapsamlı tarih bilgisi ve gazetecilikten gelen araştırma ve gözlem yeteneği ile ekibine yararlı
1000Kitap
Troçki EviÖnay Yılmaz · Destek Yayınları · 20259 okunma
Ateşten Kuta: İçsel Dönüşümün İzleri
Puan vermedi·168 syf.··
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:54
“Ateş Yakana Kılavuz” ve “Kut Arayana Kılavuz” bölümleriyle insanın kendisiyle ve ötekiyle kurduğu ilişkiyi derin bir psikolojik dille sorgular. Aruoba’nın ateşi, yalnızca bir tutku değil, emek verilen, korunan ve sorumluluğu üstlenilen bir içsel bağın simgesidir. Kut ise bu ateşten geçerek ulaşılan anlam, olgunluk ve varoluşsal bütünlük hali olarak karşımıza çıkar. Psikolojik açıdan eser, insanın yalnızca sevme arzusunu değil, sevginin yükünü taşıyabilme kapasitesini de sorgular. Yakın, kişinin kendi iç ateşini yakmadan gerçek bir “kut”, yani içsel huzur ve anlam bulamayacağını hatırlatan yoğun bir varoluş metnidir.
YakınOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20171,571 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 06:25
Uç fikirlerde hapsolmamak için okunması gereken kitaplardan biri. Hele ki kutuplaşmanın kırılgan bir fay hattı üzerinde durduğu Türkiye gibi ülkelerde. James Baldwin, Amerikan özgürlük rüyasının yüzüncü yılında kaleme aldığı bu mektuplarla bize bir rapor, hatta bir göz açıcı gözlük sunuyor. İlk mektup yeğenine; aslında geleceğin çocuklarına. İkincisi ise siyahlara, ötekileştirilenlere ve ezilenlere. Kitap boyunca anlatılanları kendi ülkemin gerçekleriyle kıyaslayarak okudum; zihnim başka türlüsüne izin vermedi. Burada da farklı halklar, kimlikler ve inançlar bir arada yaşıyor. Burada da ihmal edilmiş bölgeler, gasp edilmiş haklar ve eksik bırakılmış özgürlükler var. Baldwin’e göre geçmişi bilmek, onun içinde kaybolmak için değil; geleceği inşa ederken daha adil bir dünya kurabilmek için gerekli. Oysa bugün, değiştirilmiş gerçeklere inanmaya yatkın geniş kitlelerle karşı karşıyayız. Böyle bir çoğunlukla mücadele etmek mümkün mü? Değişimi arzularken onlara dönüşmeden kalmak peki? Yazar ayrıca siyahlar arasında Müslüman hareketlerin neden karşılık bulduğunu da anlatıyor. Çünkü onların sunduğu Tanrı beyaz değil; siyahları değersizleştirmiyor. Dahası, ötekine duyulan öfkeyi bastırmayı şart koşmuyor. Böylece siyah özne, yaşadığı aşağılanmayı inkâr etmek zorunda kalmadan kendine bir yer bulabiliyor. Özgürlük kutlamaları için sanırım hâlâ çok erken. Yine de gelecek kuşaklara onurlu bir yaşam bırakabilmek için mücadeleden, eşitlik talebinden ve dayanışmadan vazgeçmemek gerekiyor. Siyasetten uzak kalmaya karar verdiğim bir dönemde bu kitabı seçtiğim için kendimi ayrıca kutluyorum.
Siyaset ve Felsefe
Bundan Sonrası AteşJames Baldwin · Yapı Kredi Yayınları · 2024143 okunma
5/10
·432 syf.··
2026 27. kitabı
Resmen ite kaka verdim bu yıldızı.. Hatta kitabın ilk bölümlerini okurken bu anlatım şekliyle devam ederse ben 1-2 yıldız ancak veririm diye okudum kitabı.. Dönemine göre kurgu farklı ve şaşırtıcı gelmiş olabilir ama 2026 yılında okununca bu ne ya dedirtti bana :( Okuduğum eski baskılarından biriydi, umarım elden geçirilmiştir tekrar basılırken. Çünkü bendeki hali off yazım hatalarıyla beni çileden çıkarttı. Hiç mi bir editör okumadı bunu Allah aşkına! Yazar bunu yazdı siz de yayınevi olarak wattpad versiyonunu kopyala yapıştır yapıp bastınız mı ne yaptınız? de, da ayrımını falan unutun zaten ama bazı yerlerde cümlenin öznesinin 1.tekil ile başlayıp yüklemin 3.tekil şahsa göre bittiğini düşünün falan.. Bir de sürekli direkt kelimesi yerine direk yazmışlar. Tam bir felaketti.. Gelelim kurguya.. Farklı bir şeyler yapılmak istendiği çok belli.. Aslında sevdim de ama ilk bölümlerdeki o anlatım neydi öyle.. Aşkın zaten yeterince itici bir karakterken Ateş de bu kadar uçlarda mı yazılmış olmalıydı bilmiyorum. Bana tutunacak pek bir dal bırakmamış sağ olsun. Yine de Aşkın'ın yanında melek gibi kalıyor adam.. Kurgu wattpad anladım ama kitap o kadar argo, küfür ve +18 sahne içeriyor ki bu kadar küçük yaştaki bir kitle nasıl okuyabildi anlayamıyorum. Ah bir de o "hidrolik asit" sahnesi neydi!!! Hiç mi araştırılmadan yazıldı bu kitap.. Bir kimyager olarak gözlerim kanadı okurken.. Hayatımda böyle bir asit türü duymamıştım. Breaking Bad izleyenler bilir, orda delilleri yok etmek için hidroflorik asit kullanılıyordu. Sanırım yazar da bu sahneden esinlenmiş. Keşke hangi asit olduğunu öğrenseydi de yeni bir asit türü yaratmasaydı. Bu arada kitap bilimkurgu tarzında öğeler de içeriyor. Ateş'in adasında geçen bölümler bana direkt Johnny Depp'in oynadığı "Transcendence" filmini
Ateşpare 1Ceren Melek · Ephesus Yayınları · 20224,436 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
Eril Dişil Bilgeliği Üstüne Kitaptaki psikolojik tespitler, ampirik (kanıtlanabilir) veri ve çağdaş çift terapisi ekolleri (Gottman, Imago veya Duygu Odaklı Terapi gibi) yerine, yazarın kendi şahsi ideolojik filtresine dayanmaktadır. Bu durum, bilimsel gerçeklik gibi sunulan ama aslında tamamen öznel ve dogmatik olan dogmaların okuyucuya "psikolojik rehberlik" adı altında dikte edilmesine yol açmaktadır. Bu tarz yetkinlik dışı psikolojik anlatılar, okuyucu üzerinde suçluluk ve yetersizlik hissi yaratma riski taşıdığı için klinik açıdan oldukça sakıncalı. Kitabın ana omurgasını, toplumsal cinsiyet rollerini dini kavramlarla harmanlayarak mutlaklaştırma çabası oluşturmaktadır. "Erkek Rahman isminin tecellisidir, kadın Rahîm isminin... Rahman isminin hayatımızdaki yansıması baba, dünyadaki yansıması güneştir ve temsil ettiği ateş elementi bedenimize hareket etme arzusu verir. Koruyan ve güvende hissettirendir. Rahîm isminin hayatımıza yansıması anne, dünyadaki yansıması ay, temsil ettiği element su elementidir. Gece gibi olan, kusurlarımızı örten, koşulsuz sevgi verendir." Bu satırlar, ilk bakışta manevi bir derinlik taşıyor gibi görünse de, özünde insan psikolojisini katı kutuplara sıkıştıran muhafazakar bir evren tasavvurudur. Erkeği "güneş, ateş, hareket ve koruyan aktif güç"; kadını ise "ay, su, gece, edilgen ve kusur örten" olarak kodlamak, 21. yüzyılın sosyo-ekonomik ve bireysel gerçekleriyle tamamen çelişmektedir. Kadını yalnızca "koşulsuz kabul eden ve örten bir gece" pozisyonuna indirgemek, onun bireysel sınırlarını, öfkesini, hak arayışını ve rasyonel varlığını yok saymaktır. Yazar, eril ve dişil prensipleri tanımlarken kendi içinde derin mantıksal çelişkilere düşmektedir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, "Dişil uyumlu, eril muhalif olandır. Dişil
Celal ve Cemal Aynasında Eril Dişil BilgeliğiNevin Nesrin Soysal · Aile Yayınları · 2023459 okunma
Puan vermedi·624 syf.·
2025 3. kitabı
Lise 3. sınıftayken okuduğum, kalbimde yeri bambaşka olan bir seriydi bu. Ateş’i de Su’yu da çok sevdim; gerçi yeri geldi Ateş’e çok kızdım, çünkü beni hiç beklemediğim ters köşelerle baş başa bıraktı. Sayfalar ilerledikçe her şeyin bir planın parçası olduğunu anlasam da sormadan edemedim: Peki, Su'yu bu kadar üzmeye gerçekten değer miydi? Elbette hayır... İlk iki kitabı Ateş ve Su Ateş ve Su II o kadar büyük bir keyif ve o yaşların verdiği sabırsız bir heyecanla okumuştum ki, üçüncü kitabın Ateş ve Su III çıkmasını adeta gün sayarak bekledim. Gel zaman git zaman, ben mezun oldum ve uzun bir aradan sonra serinin üçüncü kitabının çıktığını duyar duymaz hemen aldım. Fakat ne yazık ki ilk iki kitaptaki o büyülü atmosferi, o amansız heyecanı yeniden yakalayamadım. Sanki yazar, "Yazdım, bitti işte" der gibi aceleyle noktayı koymuştu. Nitekim daha sonra İmran Tohumcu ile Wattpad üzerinden iletişime geçtiğimde, kendisi de üçüncü kitabın içine pek sinmediğini, beklediği gibi olmadığını bizzat paylaştı. Sözün özü: İlk iki kitap kesinlikle okunmaya, o heyecanı tatmaya değer. Ancak üçüncü kitaptan beklentinizi çok yüksek tutmamanızı öneririm. Okuyacak olan herkese şimdiden keyifli okumalar.
Ateş ve Suİmran Tohumcu · Epsilon Yayınevi · 20181,076 okunma