Geri Bildirim
  • Zayıf düşmüş şaşkın güneş
    Satılık bir otel kadar kederli
    Yanmak istemeyen bir ateş sanki
    Sanki geri verilmeyen bir öpücük
    Bu sabah kapalı perdeler
    İşte yine Flandres'ın sisi
    Baharımız bekletecek bizi
    Gökyüzünü anlamak kolay
    Biz ayrı düştüğümüz zaman
    Havanın tatlı olması gerekir mi
    Louis Aragon
    Adam Yayınları, Ekim 2001
  • Paha biçilemez güzellikler var dünyada, hepsi bedava” dedi beyaz saçlı adam, “Ve beş para etmez saçmalıklar var, hepsi ateş pahası!
  • Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
    Kırlara yayılan ilkbahar gibi
    Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
    Göğsümün içinde ateş var gibi

    Bazı nur içinde, bazı sisteyim
    Bazı beni seven bir göğüsteyim
    Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
    Her yere sokulan bir rüzgar gibi

    Aşkım iki günlük iptilalardı
    Hayatım tükenmez maceralardı
    İçimde binlerce istekler vardı
    Bir şair, yahut bir hükümdar gibi

    Hissedince sana vurulduğumu
    Anladım ne kadar yorulduğumu
    Sakinleştiğimi, durulduğumu
    Denize dökülen bir pınar gibi

    Şimdi şiir bence senin yüzündür
    Şimdi benim tahtım senin dizindir
    Sevgilim, saadet ikimizindir
    Göklerden gelen bir yadigar gibi

    Sözün şiirlerin mükemmelidir
    Senden başkasını seven delidir
    Yüzün çiçeklerin en güzelidir
    Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

    Başını göğsüme sakla sevgilim
    Güzel saçlarında dolaşsın elim
    Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
    Sevişen yaramaz çocuklar gibi...
  • İnsanı ateş değil ,
    Kendi kibri yakar .
    Herkeste kusur görür,
    Kendisine kör bakar .
    Kime nasıl bakarsan ,
    Oda sana öyle bakar .

    (Mevlana)
  • Rus şairi Konstantin Simonov bir tren istasyonunda ilk kez gördüğü Valentina Serova'ya deliler gibi aşık oldu ve evlendi onunla. Yıl 1943. Serova Rus sinemasının yeni yüzlerinden biri. Simonov yeni yüzlerinden Rus edebiyatının. Fakat patlıyor harp. Cepheye gidiyor Simonov. Her yer ateş. Sedyelerde genç ölüler. Serova'yı düşünüyor Simonov. Her düşen askerde kendini görüyor ve düşmemek için sarılıyor kalemine. Kağıda dokunur dokunmaz o büyülü cümleyi yazıyor kalem: Bekle! Bekle beni, döneceğim ben / Çok çok bıkmadan bekle / Sarı yağmurların hüznü basınca / Kar kasıp kavururken / Kızgın sıcaklarda bekle / Uzak yerlerde mektuplar kesilince / Bekle beni. / Birlikte bekleyenlerin beklemekten / Usandığına bakma bekle / Bekle beni döneceğim..
    Şiiri bitirdiğinde izne giden bir askerle eşine gönderiyor Simonov. Asker bir kopyasını kendine aldığı şiiri bir gazeteye veriyor, birden elden ele yayılıyor şiir. Ezberleniyor. Bestelleniyor onlarca kez. Kader bu ya hiç tanımadığı bir askerin şarkısın da duyuyor kendi sözlerini cephede Simonov. Beklemek yasak fakat bekliyor Simonov ve Serova. Şiirde öyle bir yer var ki taşlaşmış gözleri bile çatırdatıyor.
    Bekle beni döneceğim / Bütün ölümleri çatlatmak için döneceğim / Şansı varmış.. desinler/ Beklemedikleri için / Beni bekleyerek düşman ateşinden nasıl koruduğunu anlayamazlar / Sağ kalışımın sırrını yalnız senle ben bileceğiz. / Bütün sır senin başkalarının bilmediği gibi beklemeyi bilmende.
  • ".... Bana sorarsanız belki de Tanrı'nın kendisine öteki canlılara vermediği haksız bir üstünlük verdiğini anladığı gün silahı elinden bıraktı. Tahminim o ki gerekmedikçe ateş etmemeye karar verdi ve bugün gerektiği için ateş etti."

    "Bununla gurur duyacaktır gibime geliyor," dedim .

    "Aklı başında hiç kimse yeteneği var diye gururlanmaz," dedi Bayan Maudie.
    Harper Lee
    Sayfa 127 - Sel Yayıncılık. Türkçesi: Ülker Ince