Akif, o batıș yıllarında, tam bir fikir karmașalığı içinde, o korkunç tez enflasyonu içinde tek gerçek ve sağlam tezi buldu: İslam. Ne, tarihi ve milleti inkar etmek demek olan batıya tapıcılık, ne ırkın taş devrine dönüş özlemindeki primitifliği ihya deliliği, ne durgun doğuculuk: İslamın yeniden dirilişi.
Bütün bu değişmeler ve kökten farklılaşmalar karşısında Akif, kendisinin yapacağı birşey kalmadığını seziyordu. Ruhunu büyük bir hüzün kaplamıştı. Bütün Müslümanların birleşmesi bir yaz rüyası gibi kaçıp gitmişti. Ateş içinden kendi eliyle alıp çekicin altına sürdüğü kızgın demir başka bir şekil alıyordu.
Dünyanın kalbini dinle geliyor adım adım
Dallar meyvaya dursun toprak tohuma dursun
İnsan barışa dursun selama dursun zaman
Sabır savaş zafer. Adım:MÜSLÜMAN.
Yeryüzü bana mescit kılındı
Ant verdim toprak şahit tutuldu
Her sabah her öğle her akşam
İkindiyle yıkanarak yatsıyla donanarak
Seslerden bir sesle fırınlanıp
Sularla polatlanan benim.
Geldim durdum önünde işte bir anıt gibi
Sıyırarak sırtımdan bir yılan giysisini.