Bir yağmurun içinde ,ateşböceği misali Bir yanıp bir söndün
Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?..
sen hiç ateşböceği gördün mü? - hayır, görmedim. + göremezsin, göstermiyorlar ki. herkes de göremez zaten. edison doğayı yendi, hem de kendi sahasında; biz o ara yoğunduk, ediz hun'un filmlerini seyrediyorduk. - anlamadım?! -kıymetini bil; anlasaydın yalnızlık çekerdin..
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
✍️ Kalbinin kapısını çalan duygu karşısında çelikten bir duvar ördü. Bu duygunun tekrar kalbine girmesine izin vermeyecekti. Kristin Hannah (Ateşböceği Yolu)
Matias.. sana çok üzülüyorum.
Bir ateş oldu korkular ve içimi dünyanın katmanları gibi tek tek sardı. Son raddede nasıl hissettim biliyor musun? Artık ağlayan ben değildim. Lola, anlıyor musun? Beni hissediyor musun? O şefkati istiyorum. Bu seni zorluyor mu? Öyleyse istemiyorum. Seni yok edecek hiçbir şeyi istemiyorum. Eğer beni var edecek şeyler seni yok edecekse, bunu da istemiyorum. Sen hep var olmalısın. Her şey ve sürekli olmalısın. Bana olmasan bile yıldız olmalı ve dahası, Ateşböceği gibi ilham kaynağı olmalısın. Dupduru bir su, suskun rüzgâr olmalısın.
YAŞAMIN VEDASI
Ayşe, önündeki iskemleye şöyle bir baktı. Denize bakıyordu, rüzgâr esiyordu hafiften; sabah güneşi ile birlikte denizin kokusunu da getiriyordu rüzgâr. Yavaş adımlarla iskemleye yaklaştı, siyah kabanını indirdi iskemleye, sonra o da oturdu. Yüzünü güneşe döndü, esen rüzgârı ve yüzüne vuran güneşin sıcaklığını hissetti. Yüzünde bir gülümseme belirdi hafiften, sol yanağındaki gamze belirginleşti. ​Kendini bildi bileli çok severdi denizi, rüzgârı ve güneşin o tatlı sıcaklığını. Huzur verirdi ona. Arkasında hızlı adımlarla oradan oraya savrulan insan kalabalığının belki de vakit bulup hiç tatmadığı huzuru çok tuhaf bulurdu. "Bu aceleyle neye yetişmeye çalışıyor bu insanlar?" derdi kendi kendine. Oysa biraz dursalar, denizin kokusunu içlerine çekseler, rüzgârın fısıldadığı müziğe bir kulak verseler; peşinde nefes almadan koştukları ama onları mutlu etmeyen onca şeyden daha huzurlu olduğunu anlarlardı belki diye geçirdi içinden. ​Başı kesik tavuklar gibi oradan oraya amaçsızca koşuşturan insanları izlemeyi bıraktı ve önüne döndü. Çok tuhaf ama aynı zamanda huzurlu bir gün gibi geliyordu bugün ona. Uzun süredir kurtulmak istediği, hayatı boyunca içinde taşıdığı bir yükten kurtulmuş gibi hafiflemişti. Yüzünü tekrar güneşe döndü, yine gamzesi belirdi. Açık kahverengi gözlerini de yumdu bu sefer ve düşünmeye başladı. Bir ay kadar önce doktorunun söylediklerini anımsadı. ​"Kansersin. Eğer hemen tedaviye başlamazsak iki ay içinde bütün vücuduna yayılır ve kurtaramayız," demişti doktor. Yüzüne karşı gülmüştü doktorun; "Kurtarılmayı isteyen oldu mu birader?" demişti içinden. Doktor, meslek hayatında ilk defa kanser olduğunu söylediği bir hastanın gülmesine şahit olmanın verdiği şaşkınlık ile bakıyordu. Yüzüne önce şok geçirdiğini düşündü, sonra gülmeye devam edince neden güldüğünü
"düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, Cesaretsizliğimizin anlaşılması, Korkularımızın paylaşılması Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti. Kabuklarımızın altında Kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız. Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden. İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler. Kirpiler ve kaplumbağalar gibi. Sahi koruyor mu bu çatlamamış sert kabuk? Kimse incitemiyor mu, duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.? Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor gerçek kimliğimizi, Duyularımızı bastırıyor, elele tutuşmamızı engelliyor mu? Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak. Ne çıkar ateş böceği sansalar beni.? Belki en hoyrat yürek bile, ateş böceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğunu el kaldırmaya kıyamaz? Güçlü kapıların arkasına kilitlesem kendimi, korkaklığımı, sevgi isteğimi En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem, bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup, bir kuş gibi uçacağım özgürce. Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine. O da çözülecek belki samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince. Oysa bir görebilsek bunu, kalmadı böyle insanlar demesek. Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. Kırılmaktan korkmasak İncinsek yaralansak. Ne olur bir darbe daha alsak. Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu
Şiir