Mehtaplı bir gecede demlenirken ansızın sert bir rüzgâr çıkarak şarap testisini devirmiş ve kırmış. Bunun üzerine Hayyam öfkelenerek Tanrı’ya seslenmiş:
Şarap testimi kırdın be Tanrım!
İşret kapısını kapadın yüzüme be Tanrım!
Ben şarap içiyorum, sen dağıtıyorsun.
Tövbe tövbe; sarhoş musun nesin be Tanrım!
Tanrı da gazaba gelip derhal Hayyam’ın suratını karartmış. Bunun üzerine Hayyam:
Var mı dünyada günaha girmeyen? Söyle.
Günah işlemeyen nasıl yaşar? Söyle.
Ben kötü ediyorum, sen kötü cevap veriyorsun.
Nedir öyleyse aramızdaki fark? Söyle.demiş ve Tanrı da onu bağışlamış; yüzü ağarmaya, kalbi aydınlanmaya başlamış. Daha sonra Hayyam “Tanrım; al beni yanına” demiş ve ruhunun kuşu bedeninden uçup gitmiş.
Bu mucizevî ve gülünç hikâye Necmeddin-i Râzî’nin Hayyam ’a ettiği küfürden de beter. Acemice uydurulmuş, çocukça bir masaldır.
Ağlatsınlar, vursunlar, ölüme terketsinler.
Bir tek şey yaranı iyileştirir.
Bir şeye ihtiras duyuyor musun?
Bir şeyi çok ama böyle deli gibi istiyor musun?
O zaman gözün aydın, o yara öldürmeyecek seni..