"...bir kişiyi ilk gördüğünüzde onu çok uzun zamandir tanıyormuş gibi görmenize neden olan o karşi konulmaz sempatiyi hiç hissettiniz mi, kendi kendinize onu nerede ve ne zaman gördüğünüzde sorup zamanı ya da mekânı hatirlayamadiginizda onunla bizimkinden önceki bir dünyada karşılaştığınızı ve bu yakınlığın bilince çıkan bir anıdan kaynaklandığını düşündünüz mü?"
Hükümdar ibrahim b. Edhem, atlas kaplı kus tüyü yatağında yatarken esine"Allah öbür tarafta da bize böyle saltanat, böyle saraylar ve nimetler verir insallah." deyip uyumaya hazırlanır. Tam bu sırada damdan gelen tıkırtılar duyar. "Kim var orada?" diye seslendiginde, yukaridan "Yabancı değilim; devemi kaybettim onu arıyorum." nidası gelir. Bunun üzerine hükumdar "Damda deve mi aranır be adam?" dediginde, damdaki zat "Sen atlas yataklarda Allah'i ararsın da ben damda deve aramişim çok mu?" diye yanit verir. Alıştığımız o konfor alanları belki de hepimizin "atlas yataklari"dir aslinda..