Daha önce yazmıştım, tekrar yazayım dedim
İlk dersimizde Musiki hocamız yeni çağımız olan anything goes' tan bahsetti. Aslında çok anlamı var. "Her şey olur, herkes her şeyi hak eder, herkese yaşadıkları müstehaktır, her şey satılır..." Anlattığı temelde çok güzel şeyler var. Özellikle ülkemiz bu anything goes dediğimiz şeye çok fazla maruz kalıyor. Bu çağın amacı insanı duyarsızlaştırmak, tâbiri caizse mal yerine koymak. İnsanlar insanların yaptığı hiçbir şeye karışamaz, insan ne yaşarsa yaşasın ona dokunamazsın, insan ölse bile bu seni ilgilendirmez. Bize empoze ettikleri şey bu işte. İnsanlar biz değer veriyoruz diye değerlenmiyorlar. Bir Müslüman bir Yahudi alnından öptü diye gurur verici olmuyor. Bu İsrail meselesi de anything goes'a giriyor tam anlamıyla hem de.Temelde insanları bu olaylara alıştırmak var. Ateşkes olmadan önce hepimiz savaşa alışmıştık.En baştaki tepkilerle sonlara doğru verdiğimiz tepkiler arasında çok fark var.
İkinci Paylaşım Savaşı sonrasından yakın döneme kadar ABD, hegemonik gücünü sadece askeri üstünlükle değil; kurduğu kurumlar, küresel ticaret ağları ve "öngörülebilir bir statüko" vaadiyle konsolide ediyordu (Pax Americana). Ancak bugün, karşımızda statükoyu korumaya çalışan bir lider değil, bizzat "statükoyu dinamitleyen küresel bir bozguncu" (global disrupter) profili var. Klasik hegemonya, sistemin istikrarını sağlamak adına bazen kendi kısa vadeli çıkarlarını feda eder veya müttefiklerini bir şemsiye altında toplar. Mevcut Trump yönetimi ise bu kurumsal ve diplomatik bagajı tamamen fırlatıp atmış durumda. ABD artık küresel çok taraflı mekanizmaları (iklim anlaşmalarından Atlantik ittifaklarına kadar) birer yük olarak görüyor ve tek taraflı hamlelerle "hızlı hareket et, her şeyi yık" doktrinini dış politikaya uyguluyor. Güç, kuralları korumak için değil, muhatapları köşeye sıkıştırıp anlık tavizler koparmak için bir manivela olarak kullanılıyor. 28 Şubatb2026'da Tahran’ın göbeğinde Ali Hamaney ve ülkenin neredeyse tüm askeri komuta kademesinin tek bir hava saldırısıyla yok edilmesi, uluslararası hukukun ve devlet egemenliği kavramının tamamen askıya alındığının en radikal ilanıydı. İçinde bulunduğumuz Haziran ayında şahit olduğumuz üzere, Pakistan arabuluculuğundaki ateşkes ve barış müzakereleri yürütülürken, Trump'ın "Tahran anlaşmayı kabul etmek için çok uzattı" diyerek iki gündür İran şehirlerine yeniden ağır bombardıman başlatması, diplomasinin yerini tamamen "öngörülemez bir şantaj mekanizmasına" bıraktığının kanıtı. Bir hegemon tehdit oluşturduğunda bile ne yapacağı aşağı yukarı tahmin edilebilir bir aktördür. Bir "başbelası" ise kuralları tamamen flulaştırarak küresel sistemi sürekli bir anksiyete ve alarm durumunda tutar. ABD’nin bu agresifliği aslında
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını, ABD’nin “arabuluculuğunu” ve Hizbullah’ın direnişini değerlendirmeye çalıştım.⁠ ⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠⁠#ABD #Lübnan #İran #İsrail #Hizbullah gcmalatya.blogspot.com/2026/06/ateskes...
1000Kitap
GAZZE (GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI)
#ZahideTubaKor'un kaleminden #GAZZE (GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI) eserini #okudumbitti. Yazar Filistin/Gazze topraklarındaki mücadeleyi, yahudi siyonistlerin isgal ettikleri topraklarda yapmış olduğu zulümleri, cinayet ve soykırımlarını dünden bugüne yaşanan olayları seminer., söyleşi. konferanslarda yapmış olduğu konuşmaları onyedi başlık altında okuyucuya aktarmış. Eserdeki başlıklar: ✔️İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI FİLİSTİN'İN KADERİNİ NASIL ŞEKİLLENDİRDİ? ✔️SİYONİSTLERİN FİLİSTİN'İ NÜFUSSUZLASTIRMA POLİTİKASI 1948'DEN BU YANA DEVAM EDİYOR. . ✔️ 7 EKİM 2023'TEN EVVEL GAZETELERİN HAYATI ✔️"AKSA TUFANI YENİ BİR İNTİFADANIN DA ÇOK CEPHELİ BÖLGESEL SAVAŞINDA AYAK SESLERİ OLABİLİR " ✔️7 EKİM ORTADOĞU TARİHİNDE BİR KIRILMA NOKTASIDIR ✔️FİLİSTİN MESELESİ NEDİR, NE DEĞİLDİR? ✔️GAZZE SAVAŞINI 'NIN ORTADOĞU YA ETKİSİ ✔️GAZZE İLE İLGİLİ BU HABERİ MUHTEMELEN NEDEN OKUMAYACIKSINIZ? ✔️SEBEPLERİ VE MUHTEMEL SONUÇLARI İLE ISMAİL HANİYYE SUİKASTI ✔️BİRİNCİ YILDÖNÜMÜNDE AKSA TUFANI VE SONUÇLARI ✔️ TRUMP'IN BAŞKAN OLDUĞU BİR DÜNYADA FİLİSTİNLİ OLMAK ✔️ GAZZE 'DE ATEŞKES SONRASI NELER OLACAK?
BU SESSİZLİK MASUM DEĞİL!
Ateşkes dediler, çocuklar yine öldü. Barış dediler, Gazze yine bombalandı. Dünya da her zamanki gibi birkaç üzgün emoji bırakıp hayatına devam etti. En korkuncu ne biliyor musunuz? Katliamın sürmesi değil sadece… İnsanların buna alışması. 72 bin can toprağa düşmüş, hâlâ “ama iki taraf da…” diye cümle kurabiliyorlar. Hâlâ boykotu küçümseyip “bir şey değiştirmez” diyebiliyorlar. Bir halk açlığa mahkûm edilirken kahvesini paylaşmaya devam eden insanlar var bu dünyada. İsrail artık sadece bomba atmıyor. İnsanlığın vicdanını da test ediyor. Ve çoğu insan bu sınavda rezil oluyor Mesele artık haber izlemek değil. Mesele tarafını belli etmek. Mazlumdan yana mı duracaksın, yoksa konforundan mı Bir çocuk enkaz altında can verirken susan herkes, o sessizliğin altında biraz insanlığını gömüyor. Sonra da dönüp “neden dünya bu hâle geldi” diye soruyorlar. Dün Gazze için sesi çıkanları “abartıyorsunuz” diye susturmaya çalıştılar. Bugün ölü sayıları normalleşti. Yarın tamamen unutmak istiyorlar. Heyhât! Kendine gel ey insan!
Filistin
Mustafa Kemal'in emriyle Anadolu'ya silah kaçırmak için İstanbul'daki gizli cemiyete katıldı. Yakalanınca: Tüm dişleri çekildi. Tüm tırnakları söküldü. Ayak tabanına çivi çakıldı. 22 gün darp edildi. Buz dolu havuzda çıplak bekletildi. İdama mahkum edildi. Ama asla konuşmadı. Kara Salih Çavuş'un hikayesi Siirt'te başlıyor. Hiperaktif, hareketi, kabına sığmayan zeki bir çocuk olmasına rağmen, kendi deyimiyle "sakalı uzun aklı kısa" hocasından arkadaşları önünde dayak yeyince onuru kırılıyor. Okulu bırakıyor. Bir daha da gitmiyor. İlerleyen yıllarda Balkan Savaşları'na gönüllü olarak katılıyor. Dünya Savaşı çıkınca er olarak Çanakkale'de görevlendiriliyor. Mustafa Kemal'le yolları ilk defa orada kesişiyor. Onun emrinde Arıburnu'nda süngü hücumu yapıyor. Onu o kadar sevmişti ki, "Öl dese ölürdüm" diyor. Kara Salih Çavuş'un kaderi 1916'da gönderildiği Sina cephesinde değişiyor. Çanakkale'den beri yanından ayırmadığı silahının kabzası bir gün bozuluyor ve tamire veriliyor. Atış talimi sırasında yeni silahından şikayet ediyor. Komutanı sebebini sorunca "Kurşunu hedefe vurmak için nefsime güvenim var amma buna yok" diyor ve meseleyi anlatıyor: Çanakkale'den beri kullandığım, huyunu suyunu bildiğim silahımda bir bozukluk olmuştu.