gökyüzü, sevdiğini kendisine her yerde gösterecek kadar saydam; hava, sevgilisinin hayat veren saçının yüzüne dokunduğunu andıracak kadar tatlıydı. yazık! en yüksek insanlık düşüncelerinin, bütün dehâların, mahşerlerin, kıyametlerin tam bir teslim oluşla karşısında titrediği yazgının sırları, bir yandan bu genci böyle ruhu besleyen hayalleriyle okşarken, öte yandan korkunç bir gerçeği hazırlıyordu.
zavallı genç bilmiyordu ki, sevgilisini insanlık kalbini tanımayanların acımasız ellerine teslim etmişti.
insan, derin hayaller içinde kaybolup gittiği zaman, bü tün sözcüklerin anlatamayacağı ruha karşı şimşek gibi açıldığı anda biten bir sonsuzluk gülümseyişi olmaya lâyık olmaz mı? zavallı hafıza! günden güne yok olduğunu duyumsadığımız, vücut denilen şu toprak yığınının üzerinde durmadan yaşamaya çalışır durur. hüzün verici bir bakışı yıllarca hatırlar. bir sözü, bir gülüşü yıllarca saklar.