Allah
Bir gün köyün delisi ağanın yanına gitmiş. Ağa,şu beyaz atını bana ver demiş. Ağa öfkelenmiş Git işine! O atı kimseye vermem. Deli hiç üzülmeden dönüp gitmiş,giderken de kendi kendine; İsteseydin verirdi,ağa da kim oluyor ki,demiş. Bu söz ağanın kulağına gitmiş. Günlerce kafasına takılmış. Sonunda deliyi çağırıp beyaz atı vermiş. Deli atın yularını almış,yürümeye başlamış. Bu kez de; Sen istedin de verdi,ağa da kim oluyor ki, demiş..
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -VI-
Efendim, serinin ilk yazısından beri şunun iddiasındayız, hatırlayarak devam edelim: Nereden kafalarına estiği belli olmayan bazı yorumcuların iddia ettiği şekilde, Bediüzzaman Hazretlerinin, Muaviye radyallahu anha dair bir "rezervi veya "acabası" yoktur. Risale-i Nur'da hiçbir bölüm bize böyle bir şey söylememektedir. Aksine, külliyata bakıldığında, mürşidimin Hz. Muaviye'ye bakışının diğer Sahabîlerden ayrılmadığı görülecektir. Kendisinin Sünnî bir âlim olduğu anımsanırsa zâten bundan başka bir duruşa sahip olmayacağı da kolaylıkla kabullenilecektir. Kabullenemeyenler, metinlerinde böyle bir muhalefet gördükleri için değil, hevâlarına sığdıramadıkları için kabullenememektedirler. (Yuh olsun onların nefislerine!) Evet. İşte bu yazıda da "itirazlara dayanak kılınmaya çalışılan" bir metni "ne kadar buna elverdiği yönüyle" analiz edeceğiz. Metnimiz Mucizat-ı Ahmediye Risalesi'nden. Aleyhissalâtuvesselâmın ihbar-ı gayb mucizelerinden birisine delil olmak üzere mürşidim iki hadis sevkediyor orada. Meâllerini alıntılayalım: "Hilâfet, benden sonra otuz sene sürecek, ondan sonra da saltanat şeklini alacaktır." (Müsned, 5:220, 221.) "Bu iş nübüvvet ve rahmetle başladı, sonra rahmet ve hilâfet halini alacak, sonra ısırıcı saltanat şekline girecek, sonra da ceberût ve fesâd-ı ümmet azgınlık meydan alacak." (Kadî Iyâz, eş-Şifâ, 1:340; Müsned, 4:273.) Şimdi, bu metinlere hiçbir önyargımız olmadan baktığımızda, buradan Muaviye radyallahu anha dair bir "karalama" malzemesi çıkarılabilir mi? el-Cevap: **Doğrusu ben böyle bir şey göremiyorum. Görenin de nasıl görebildiğini anlayamıyorum. Çünkü devamı şöyle geliyor: "(...) deyip, Hazret-i Hasan'ın altı ay hilâfetiyle, Ciharyâr-ı Güzînin (Hulefâ-i Râşidînin) zaman-ı hilâfetlerini ve onlardan sonra saltanat şekline
Hazreti Muaviye
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çocuk ve Hiperaktivite
Hiperaktivite olarak adlandırılan klinik tablolarda, bedenin özne için bir Öteki haline gelmesi olgusu daha görünür bir biçimde ortaya çıkar. Çünkü burada çocuk yalnızca çevresinin şikayet ettiği biri değildir; her şeyden önce kendi bedeninin ilk mağdurudur. Çocuk bedene sahip değildir, beden çocuğa sahip. Beden, öznenin tasarrufuna tam olarak girmeyen, kendi başına hareket eden ve onu sürekli aşan bir gerçeklik olarak deneyimlenir. Bu nedenle hiperaktif çocuğun temel sorunu yalnızca "yerinde duramamak" değildir ve buraya indirgenemez. Kökende, beden ile özne arasındaki ilişkinin tam olarak düğümlenememesi söz konusudur. Çocuk çoğu zaman bedenini yönetemediğini değil, bedeninin kendisini yönettiğini hisseder. Hareket eden kendisi değil, bedenidir. Bu nedenle beden, öznenin sahip olduğu bir araç olmaktan çıkarak, öznenin katlanmak zorunda kaldığı bir Öteki olarak görünmeye başlar. Bu durum, kontrolden çıkmış bir arabanın içinde bulunmaya benzetilebilir. Direksiyon sizin elinizdedir; fakat araç sizi dinlememektedir. Ya da eyerlenmemiş bir atın üzerinde bulunmaya benzer. At hareket etmektedir, ancak hareketin yönünü belirleyen binici değildir. Hiperaktif çocuk da çoğu zaman bedenini bu şekilde deneyimler: Hareket etmektedir, fakat hareketin öznesi olduğunu hissedememektedir. Dolto'nun katkısı tam da bu noktada önem kazanır. Çünkü Dolto, çocuğun yaşadığı güçlüğü davranış düzeyinde ele almaz. Ona göre mesele, çocuğun bedeninde yaşadığı şeyi simgeleştirebileceği alanlar bulabilmesidir. Çizim, oyun, hikaye kurma, modelleme veya çeşitli temsil faaliyetleri bu nedenle önemlidir. Bunlar psikanalizde pedagojik araçlar değil, çocuğun bedeninde yaşadığı dağınık deneyimleri gösterenler aracılığıyla örgütleyebildiği alternatif simgeleştirme alanlarıdır. Çocuk bu alanlarda
Hepinize Es Selam Aleyküm
Bindim atın sırtına daldım ormana. Kattım dağı, vadiyi toza dumana. Direndim, acımasız geçen zamana. Gündüzde gecede seni aradım. Ahmet Ahmet ·5 No'lu Şiir Deki ilahımız tek bir ilahtır onu inkâr edenler ayetler okunduğu zaman şaşırır ve tuhaf bulurlar Cenabı Hakka iman edenler ise ormanlarda vadilerde onu ararlar ve  onun için at sürer cihat ederler El-Muahhir İstediğini geri koyan, arkaya bırakan demektir. Allah Teâlâ, hikmeti gereği geri bırakılması gerekenleri geri bırakır. Kalpsiz Hanım Kalpsiz Hanım Ey Allahım hikmetine iman ederim Teksin birsin sen terketmezsin bizi Senden güzel bir nasip ile hikmet isterim Sen arzu edip sabredenleri çevirme geri Her çiçeğin açacağı bir mevsim vardır. Allah seni nereye diktiyse, orada yeşerecek ve çiçekleneceksin.” Bay hiçkimse Bay hiçkimse Hiç bir çiçek vaktinden önce çiçek açmaz çiçeğin açıp yetişmesi Cenabı Hakkın istemesi dilemesi mutlak hidayeti iledir Merve ͜͜͡͡✯
1000Kitap
ne yaparsanız yapın denize atın gerisi boş, gerisi can sağlığı.
Alıntı
Çok sıkıldım dm atin sohbet edelimm
Duygu ve Düşünce