7/10
·293 syf.·
2026 11. kitabı
Balayı dediğimiz şeye illa çift mi gitmek lazım yoksa tek başınıza da balayına gidebilir misiniz? Hikayemiz bu soruya tek başına da gidilebilir cevabını veren Eden ve Phillip'in hikayesi. Yaz mevsiminde kafamı yormasın, aklım karışmasın, yüzüm gülsün diye okunabilecek plaj kitaplarından biri ama uyarayım benim gibi denizden uzak bir yerde okursanız acilen deniz görmem lazım krizlerine girebilirsiniz. Kitap kısaca ''Ela ben bu aşka olan inancımı kaybettim '' diyen Allah'ın cezası Levent'in Ela'yı bıraktığı gibi düğünden evvel bir şekilde (spoiler versem ne olacak sanki de neyse vermeyeyim) nişanlılarından ayrılmış anasınıfı öğretmeni Eden ve iş hukuku avukatı Phillip'in Karayip'lerde tanışması ve birlikte hem adayı hem tatil hallerini keşfetmelerini anlatıyor. Birlikte çıktıkları tüm maceralar çok tatlıydı aralarındaki atışmalarda sonu zaten belli yormayacak mutlu bir kitap ama ben kaos düşkünü bir insan olduğum için hiç kavga etmemeleri canımı sıktı. Hemen konuşup anlaşıyorlar toksik olun demiyorum ama yani ben günde kendimle bile en az 2 kez kavga ediyorum el insaf ya biraz gerilim aradım. Eden'in gerçek suç hikayelerine düşkünlüğü sebebiyle kendisiyle bir yakınlaştım yalan değil, Phillip'le de şirket hukuku aşkımız ortaktı, ben karakterlerle bağ kurdum ama öyle ahım şahım bir derinlik falan beklemeden okunması lazım. Türünün en iyilerinden mi değil ama kötü mü o da değil ben romantik komedi klişesi severim diyorsanız bence bir göz atın.
Tek Başına Balayı RehberiOlivia Hayle · Beta Byou Yayınları · 2024234 okunma
Sizce sakatlanan atı vurmak merhamet mi cinayet mi?
10/10
·120 syf.·
2026 239. kitabı
Selamm,, İçi parlak, dışı sefil o ışıltılı sistemlerin insanı nasıl adım adım tükettiğini görmek isterseniz, bu küçük hacimli ama devasa tokat etkisine sahip kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz arkadaşlar… Büyük bhran döneminin o acımasız dans maratonları üzerinden yükselen hikaye, aslında bugünün modern dünyasında hiç durmadan koşturduğumuz o anlamsız yarışların birebir aynası olduğunu göreceksiniz . okurken insan onurunun, sırf hayatta kalabilmek ve bir parça ekmek bulabilmek adına nasıl bir sirk malzemesine dönüştürüldüğünü izlerken, sistemin çarkları arasında ezilen insanın çaresizliğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bir yanda hayata ve umuda dair tüm bağlarını koparmış, acısının son bulmasını isteyen bir ruh; diğer yanda ise merhamet ile trajedi arasında sıkışıp kalmış bir çaresizlik var. :(( Bacağı kırılan ve artık koşamayan bir atın acısına son vermek merhamet midir, yoksa bir cinayet mi? İşte bu sert soru, kitabın kapağını kapattıktan sonra bile günlerce zihninizi kurcalamaya devam edecek. Kısa, sarsıcı ve modern dünyaya dair inancınızı fena halde sorgulatacak, bir oturuşta bitecek ama etkisi çok uzun sürecek muazzam bir başyapıt. Kesinlikle okumalısınız… vesselam.
Alıntı
Atları Da VururlarHorace McCoy · Tersine Kitap · 2026515 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Depresyon öldürür
Puan vermedi·128 syf.··
2026 13. kitabı
Son satıra kadar kitabın başlığını çözemedim ama son sayfada düğüm çözüldü. Çok yoğun bir roman değil sayfa sayısı az çok detaylı ve derinlikli yazılmamış ama sonlara doğru tüm bu eksiklikler kapandı ve verilmek istenen mesaj çarpıcı bi şekilde verildi. Koca dünyada hepimiz acımasızca dans edip duruyoruz adeta ve bazı insanlar o kadar çok yara alıyor ki ruhsal olarak ayağı kırılan atın öldürülüp acısına son verilmesi gibi o insanlarda çok derin bi bunalıma girip ölmeyi istiyorlar
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026515 okunma
Zodyak Akademi : Uyanış
5/10
·432 syf.··
2026 5. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:55
"Günün burç yorumu: Mahvolmaya hazır olun." Herkese İyi geceler.Ve Bugün Zodyak Akademi:Uyanışın incelemesiyle geldim Konusuyla başlayalım: Tory ve Darcy Adında ikizler burcunda doğmuş ikizlerimiz;hayatları boyunca sıkıntı çekip koruyucu ailelerde dolaşmış ama hiçbir yere ait olamamışlardır.Ve bir gün profossör olduğunu iddia eden biri onlara gelip onların aslında Solarıa adındaki bir ülkenin kayıp varisleri olduğunu iddia eder.Ve yüklü bir mirasları vardır.Ama mirası alabilmeleri için tek şart Zodyak akademiden mezun olmalarıdır. Ama işleri hiç kolay olmayacaktır. Çünkü Varisler ( Su, Toprak,hava,ateş) onlardan nefret etmektedir. (Ama kızlar çok güçlüler ve dört elemente de hükmedebiliyorlar ve o dünyada bu çok nadir görülüyor.) Ama herkes onlardan nefret ederken kızlar zodyak akademiden nasıl mezun olacaklar?. İşte konumuz yorumumuza geçelim.Artılarla başlayalım : Bu seri 9 ana kitap ve spin off ve novellarla 20'den fazla kitaplık bir seri. Ve bu daha ilk kitabımız.Kitap winx'ten ilham alınmış Genel olarak akıcı bir dili var. Eğer"Ben masalsı anlatıma sahip içinde çok fazla olay olmayan kurgulardan hoşlanıyorum." diyorsanız bu kitap size uygun olabilir.Kitap akıcı ama çok öngörülebilirdi. 18 yaş altına kesinlikle önermiyorum. Yazarlar kusurlu karakterlerin sevilip sevilmediğine odaklanmış fikir güzel. Dünya çok detaylı ve büyüleyiciydi.Birkaç yer dışında sıkılmadan okudum. İkizleri başlarda sevmiştim ama sonra gerçekten toxicleştiler. (Buna eksi yönlerde değineceğim.) çok fazla olay ve heyecan beklemiyorsanız bir göz atın derim. Zaten serinin ilk kitabı.Çok bir şey beklemiyorum ama. Eksilere gelelim: Karakterlerin neredeyse hepsi zorba.Ve en büyük eksi bullyromance içeriyor. Yaş uyarısını tekrar ediyorum eğer bu durum sizi tetikleyecekse lütfen okumayın. İkizler
1000Kitap
UyanışSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2025342 okunma
Kuşlar Yasına Gider
6/10
·248 syf.··
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:34
Kuşlar Yasına Gider Merhabalar bugün sizlere @burcu_karaoglan06 'yla birlikte başladığım ve bitirdiğim Hasan Ali Toptaş'ın bir kitabıyla geldim. Yazarın kalemiyle ilk tanışmam oldu bu eser. Okurken içinizi ısıtacak samimi bir hissiyat oluşturacak. Kitapta entrika olay aksiyon aramayın. Köy havasında farklı kelimelerin yani o köy ağzı dediğimiz kelimelerin yer aldığı bir hüzünlü biraz da sevecen bir tarafı var. Yazar ile babası Aziz Bey arasındaki derin ilişkiye odaklanan otobiyografik ve destansı bir baba-oğul romanıdır. Ölümle yüzleşme sürecini, aile bağlarını ve İç Anadolu kültürünü işleyen dokunaklı ve çok katmanlı bir eserdir. Gelelim kitabın konusuna... Gençliğinde şoförlük yapan Aziz Bey, uzun süreler evden uzak kalmış (hatta çarşıya diyerek çıkıp on gün eve gelmediği olurmuş ve her geri döndüğünde ise bir araba vs alıp gelirmiş) ve aile hayatında bazı kopukluklar yaşanmasına sebep olmuştur. Oğlu (yazar/anlatıcı) ile arasında zaman zaman mesafeli, ancak kopmaz bir bağ vardır. Eser, yaşlı ve hasta olan Aziz Bey'in son günlerini anlatır. Ölümün yaklaşmasıyla birlikte yazar, babasının tedavisi için Ankara ve Denizli arasında mekik dokur ve bu süreçte geçmişteki eksiklikleri, pişmanlıkları ve babasının gizemli yönlerini sorgular. Yazar, bu süreçte yolda beyaz bir atın peşinden koştuğunu görür ve beyaz gömlekli bir çocuğu sürekli evlerinin bahçesinde dolandığına şahit olur. Bu esrarengiz şeyleri bir tek kendisi şahit olurken kimseye anlatma cesareti bulamaz. Yazar evli ve bir kız çocuğuna sahiptir. Bu süreçte yanında olan erkek kardeşi Nihat döneme şahitlik eder. Hayat dolu, renkli, aklına eseni yapan, kimseye haber vermeden yollara düşen ve zaman zaman etrafındakileri şaşırtan bir yapıya sahip olan Aziz Bey'in iç dünyası gözler önüne serilir. Yazar, babasının
Roman
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Puan vermedi·398 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:41
Wulf Dorn’un zihnimize bir labirent kurup bizi en karanlık köşelerde tek başımıza bıraktığı o tekinsiz dünyalardan biri bu kitap. Yazar, sıradan bir psikolojik gerilim sunmanın çok ötesine geçerek, insanın en büyük sığınağı olan kendi aklının nasıl bir düşmana dönüşebileceğini yüzümüze çarpıyor. İlk sayfadan itibaren kurgulanan atmosfer, okuyucunun gerçeklik algısını adım adım esnetiyor; neyin sanrı, neyin çıplak gerçek olduğunu ayırt etmeye çalışırken kendimizi bir zihin oyununun tam ortasında buluyoruz. Dorn, klinik tecrübesini olay örgüsünün kılcal damarlarına öyle bir zarafetle ve soğukkanlılıkla işlemiş ki, kitaptaki psikolojik çözülmeler sadece bir karakterin trajedisi olmaktan çıkıp, insanın bilinçaltındaki o ilkel ve evrensel korkuları tetikleyen sarsıcı bir analize dönüşüyor. Sayfaları çevirirken bir süre sonra sadece bir hikayeyi dışarıdan izleyen bir gözlemci değil, o kliniğin koridorlarında yankılanan ayak seslerini duyan, kapalı kapıların ardındaki fısıltıları dinleyen bir hastaya dönüştüm. Kitap bittiğinde bile içimdeki o tekinsiz sessizlik dağılmadı; çünkü yazar bana aslında en güvendiğimiz aynaların bile günün birinde bize yabancı bir yüz gösterebileceğini hissettirdi. Karakterlerin acısını, çaresizliğini ve o derin yalnızlığını okurken her satırda adeta nefesim daraldı. Bu incelemeyi buraya bırakırken, zihnimin odalarında hala o kayıp ruhların feryatlarını duyabiliyorum; eğer siz de kendi gölgenizle yüzleşmeye hazırsanız, bu karanlık koridora adım atın derim.
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma