...içimde dönen atlı karınca acım, ayağı kırık atlarla kanımca. sözüm vardı dönmemeye ne lanet iknacı, bulaşıcı bu yalnızlık. çok azaldım ya Râb! sen ki çok fazlasın, ihtiy'acım var. kaybettim kendimi benimle işi kalmamış gibi. ayaklarıma beton giydim, taşıyamıyorum içimde ki tonlarca şiiri. sihri bozuldu hayatın, at'ını alan geçti sıratı, ben Üsküdar'dan atlayan o şahsın tatsız manşet haberi. mahşer diyorum sevdiklerim kadar uzaklarda mı? dahası var mı bu kaderin, ne kadar daha derin? ey buz dağlarının görünmeyen kısmı! gör uzuvlarımı, beş duyumu, beşi bir yerde uydurduklarımı, en çokta beşikten mezara uykusuzluklarımı.
Şiir
Filistinli Sevgili...
Gözleriyle Filistin, kollardaki, göğüslerdeki dövmelerle Filistin, adıyla sanıyla Filistin... Düşlerin Filistin'i ve acıların, ayakların, bedenlerin ve mendillerin Filistin'i, sözcüklerin ve sessizliğin Filistin'i ve çığlıkların... Ölümün ve doğumun Filistin'i, taşıdım seni eski defterlerimde şiirlerimin ateşi gibi... Kumanya gibi taşıdım seni gezilerimde... Koyaklarda çağırdım seni bağıra bağıra, inlettim senin adına koyakları: Sakının hey!.. kayaları döve döve şarkımı koparan şimşekten!.. Benim, gençliğin yüreği!.. Benim, beyaz kanatlı atlı!.. Benim, yıkan putları!.. Kartalları tepeleyen şiirleri benim eken tüm sınırlarına Suriye'nin!.. Zalim düşmana bağırdım, ey Filistin, senin adına: "Ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!" Karınca yumurtasından kartal çıkmaz hiçbir vakit, yalnız yılan çıkar zehirli yılanlardan! Ben barbarların atlarını iyi bilirim... Bir ben dururum onların karşısında, bir ben, gençliğin yüreğiyim her daim, yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların...
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Aslına bakarsan öyle çok hayallerimin peşinden koşabileceğim bir hayatım olmadı.. Hikayemde bilmediğin belkide çok az şey vardır.. Kayıplarım, Mücadele etmek zorunda kaldıklarım, Benden çalıcan yıllarım, Hüzünle dolu günlerim, Ve eksik bırakıldıklarım.. Neredeyse hepsini bilirsin. Dün biraz üzdüm seni biliyorum. Sana ben kötü biri değilim derim içim çok dolunca.. Genelde de ağlarım bu cümleyi ne zaman kursam. Dünde çokça ağladım ama sonra her zamanki gibi bi uzaktan uzağada olsa bi sarılışınla her şeyi unutturdun ve yine şımarık bir kadın oldum seni severken. Bir yerde denk gelmiştim; “Şımaran bir kadın görürseniz bilin ki bir adam tarafından çok seviliyordur.” yazıyordu. İşte o an yüzüme hem tatlı hem acı bir gülümse yerleşti.. Şımaran bi kadın var, Bilirim ki çok seven de bir adam var.. Ama aralarında uzun uzun mesafeler var. O an çok seviliyor oluşuma nasıl sevindiysem seni gönlümce özgürce sevemiyor oluşuma, senin tarafından özgürce sevilemiyor oluşuma da o kadar üzüldüm.. Ama sonra dedim ki şımar sen.. Şımarmayı en çok sen hakediyorsun. Çünkü ömründe rastlayamadığın o sevgiyi sana nasip eden Allah’ın da bir bildiği var ki gönlü bu kadar güzel bir adamı hem sevdirdi hem de ona seni sevdirdi.. İşte o zaman unuttum ne kadar uzakta olduğunu.. Bana dün; “ Seni özgürce yaşamayı çok isterdim, içimde en büyük uhtem bu belki de. Saklı gizli. Bir çiçek bile alamadım sana kucağına koyamadım. Bu bende bir iz. Papatyaları seversin. Yapamadım. Zarfın üzerine tek papatya koydum tutmadı o bile zoruma gitti. Tek aldığım çiçek vardı doğum gününde onu bile kucağına koyamadım.
Atlı karıncıları neden sevdiğimi anladım. Beni yavaşlatıyorlar...
Atlı Karınca Radyo Programı
Anneannem akıllı bir kadındı ve devamlı radyosunda TGRT FM açık olurdu. Ordan Osman Ünlüden sohbet veya arkası yarın tiyatrolarını dinlerdi. Ben haftasonu oraya kalmaya gittiğimde 2000 2001 senesi olabilir sabahları Atlı Karınca adında bir radyo programı olurdu o kadar çok severdim ki. Çünkü bu benim için nadir birşeydi. Hatta sloganı şöyleydi: Altı karınca değil, atlı karınca! diye. Çok harika bir programdı. Sunan kişinin adı Fatmaydı çünkü anneannem sunucu için Fatmam derdi. Bugün aklıma düştü bir bakayım dedim ve internette bu programın yapımcısının röportajına rastladım. Onun için de bu program çok önemliymiş. Fatma Beyza Tütüncüoğlu teşekkürler abla! Bir seferinde de çocukken anneme beni Harry Poter filmine götürmesini çok istemiştim. Sağolsun tamam demişti otobüse binip Şişli'de bir sinemada izlemiştik. Gerçekten bazı şeyler unutulmuyor çocuk zihninde.
İnsan ve Hayat
Iskaladıklarımız dönüştü ıskartaya. Pürüsüzlüğü gitti es geçtiklerimizin. Zaman hep o yönden akmadı. Bir de şöyle böyle Şövalye mızrağında döndü aktı. Atlı karınca gibi, Katlı güller karanfiller gibi.. Zaman yakamıza gökyüzünden düşme bir tüy taktı.