ATOLE
Ona göre gülmek de bir tür ağlamaktı.
Sayfa 17 - can·Kitabı okudu
19 Farklı türde mantarlar var. Büyükbaş hayvanların dışkısından türeyenlere Sığır deriz, çift süren sığır sürüsü gibi yan yana türerler. Yağmur zamanı ağaçlarda türeyenlere Kedi deriz. Şekerkamışı tarlasında türeyenlere Kuş deriz ve tepedeki nemli toprakta türeyenlere Çocuk deriz. Ben sana Çocuk mantarlardan verdim, ritüellerimde onu kullanıyorum. Kedi de kullandığım oldu ama onlar Çocuk kadar etkili değil, kedi gibiler, canları isterse gelir, biri yese de doğdukları ağaçta kalırlar, ne zaman geleceklerini bilemezsin, belki gelir belki gelmezler, belki mır mır eder, belki ortaya çıkar, belki de insanların Kedi mantarlarını topladığı ağaç kabuğunu tırmıklarlar. Kedi mantarlar ayine canları istediği zaman gelir ama geldi mi mır mır ederler, Kuş mantarlarıyla benzerdirler ama onlar daha şeffaftır, Kuş mantarları gündüz düşleri gibi hafiftir, uçup gider zihnimizden, hafifçe uçan kanatlar gibi şeffaftır gündüz düşleri. Sığır mantarları birkaç çift halinde yenirse güçlüdür, tıpkı çift süren bir sürü gibi kuvvetli olmak için birlikte olmaları gerekir ama onlara çobanlık etmek, buraya gel, oraya gitme, şuraya git demek gerekir. Çocuk mantarları ânın kendisidir, an oldukları için en güçlü onlardır, imgeler de tıpkı an kadar geniştir. Ânın ömrü bir sözcük kadardır derler, zira ağızdan çıkan söz artık geçmiştedir. Peşimden gelip, Feliciana an dediğin kısacıksa gördüklerin ne olacak, diyorlar, ânın tıpkı bir insan, tıpkı Dil kadar geniş olduğunu söylüyorum onlara. Guadalupe’yle yaptığım ve babasının gece yangını gibi parlak turuncu tuniğine bakıp uzaktan onunla alay ettiğini gördüğüm ritüelde Çocuk mantarların yalnız hasta bedenleri değil ruhu da iyileştirdiğini gördüm, çünkü ânı tüm genişliğiyle görürler, çünkü an sadece bedenin ânından ibaret değil. Çocuk mantarlar geleceği
Reklam
Mum, dua kitabı, kilisenin önünde çekilen fotoğraf pekâlâ sığmıştı valize ama Nacha'nın hazırladığı ve duadan sonra arkadaşlarıyla birlikte yemiş oldukları tamale'lerin ve atole'lerin tadı sığmamıştı. Rengârenk şeftali çekirdekleri sığmıştı da, okulun bahçesinde onlarla oynarkenki gülüşleri sığmamıştı. Ne Jovita öğretmen, ne salıncak, ne odasının kokusu ne de yeni çırpılmış çikolatanın kokusu sığdı. Ama iyi tarafı, Elena Anne'nin azarları ve dayakları da giremedi valize. Onların valize sızmalarına vakit kalmadan Tita valizin kapağını sımsıkı kapadı.
Sayfa 74·Kitabı okudu
IX EYLÜL Çikolata ve kral tacı
Nacha'nın yanındaki o mutlu günler çok gerilerde kalmıştı artık. Nacha! Onun yaptığı şehriye çorbasının kokusunu, chilaquiles'leri, champurrado'yu, biberli hindi sosunu, kaymaklı ekmeği, geçmiş günleri özlüyordu. Onun yemeklere kattığı lezzete kimse ulaşamazdı! Kimse onun gibi atole'ler, bitki çayları yapamaz, kimse onun gibi gülemez, saçlarını onun gibi öremezdi! Kimse başı ağrıdığında şakaklarına onun gibi patates dilimleri koyamaz, Tita hastalandığında onun gibi bakamaz, geceleri üstünü örtemez, Tita'nın canının istediğini pişiremezdi! Kimse Nacha gibi çikolata çırpamazdı! Keşke bir anlığına bile olsa o günlere gidebilse, aynı heyecanla Kral Tacı'nı yapabilmek için o günlerin mutluluğundan bir tutam alıp gelebilseydi!
Sayfa 153·Kitabı okudu
Edebiyat