Auguste Comte'u küçümsemiyorum artık. Comte çağının en büyük zekâsı idi, Clotilde sokaktaki kadın. Serseri bir kocadan arta kalmış, otuz yaşında bir dişi. Comte 45'inde idi. Seviştiler. Sert, hırçın ve bir matematik formülü kadar katı, bir matematik formülü kadar şiirsiz Comte, Clotilde'i tanıdıktan sonra peygamberleşti. Yeni bir din kurdu. Clotilde, Comte'un bütün şakirtleri içın bır Tanrıçadır. Bugün Clotil-de'in hatırası önünde ben de, huşu ile eğiliyorum. Comte'u Clotilde yarattı, Clotilde'i Comte
Demokrasilerin payandalarından biri de ekseriyet (çoğunluk) fikridir. Pek eski devirlerdenberi buna da hücum edilmiştir...
Pascal soruyordu: “Niçin ekseriyetin peşinde koşuluyor? Daha haklı olduğu için mi? Hayır! Daha kuvvetli olduğu için!"
Tarihte bir tek haklı adama karşı milyonlarca ekseriyetin aldandığı sık sık görülür.
Meşhur Montesquieu, "Sayının hakimiyeti, kralların Allah namına ileri sürdükleri hakimiyetten farksızdır." diyordu.
Louis Blanck için de “halk bir sayıdan ibaret değildir". O Prondhon'a 1848'de rey veren 10 milyon Fransız'dan dörtte üçünün kara cahil olduğunu ortaya koymuştu.
Stuart Mill, kendi kendini idareden âciz adamların başkaları üstünde iktidar sahibi olmalarını delilik telâkki ediyordu. Auguste Comte da, ekseriyete dayanan bir rejimde “zulmüm her yerde olduğunu-ve mesuliyetin hiç bir yerde olmadığını yazıyor ve diyordu ki: “Elime felsefenin kalemini aldığım günden, otuz senedenberi, müsavatın bir hile ve ekseriyet davasının en iğrenç bir yalan olduğunu ortaya koydum."
Herbert Spencer ihtirasların kaynadığı ekseriyet oyunlarında çok defa deliliğin, akla galip geldiğini iddia ediyordu.
Carlyle, demokrasinin kendi kendini tahrip ettiğine ve neticenin sıfıra sıfır elde var bir olduğuna kani idi. Mentalemhert demokrasinin ağır ağır, fakat mutlaka öldüren bir zehir olduğunu anlattı. Balzac da bu fikirdeydi ve Fransa'nın bu hakikati günün birinde pahalıya satın alarak öğreneceğini yazıyordu ve Gustave Flaubert'in gözünde demokrasi insan zekâsı için en büyük ayıptı.
Peyami Safa
(Peyami Sefa- Millet ve İnsan)
Üç tür insan vardır: Tanrı’yı bulmuş ve ona hizmet etmekte olanlar; Tanrı’yı bulamamış fakat onu aramakla uğraşanlar; Tanrı’yı bulamamış ve hayatlarını onu aramadan geçirenler. İlk gruptakiler akıllı ve mutludurlar, sonuncu gruptakiler akılsız ve mutsuzdurlar. Aradakiler ise mutsuz ve akıllıdırlar.
Blaise Pascal | Düşünceler