St.Augustine'in söylediği gibi 'başkalarının günahları bizi aziz kılmaz'. M. Kemal Sayar
Duygu ve Düşünce
SUÇ YOK, AYIP YOK Çok eskiden beri din seksi günahla, suçla ve utançla eşit tut­tu. Dinin bakış açısından seks sıklıkla, insanlığın erkek ve kız evlatlar dünyaya getirmek amacıyla katlanmaya mecbur edildiği zorunlu bir günah olarak görüldü. Tarihte Cinsellik* adlı kitabın yazarı Reay Tannahill ilk Hıristiyan liderlerin seksi günahla aynı gördüğünü söyler. Şöyle der, Kilise papazları arasında cinsel ilişki f aaliyetinin as­ len mekruh olduğuna dair genel bir algının somut bir ör n eği Augustine 'di**. Büyük Yahudi bilim adamı Maimonides cinsel birleşme­ nin sadece üreme amaçlı olduğunu öğretti. Maimonides be­ densel hazzı tüyler ürpertici, bayağı bir şey olarak değerlen­ dirdi. Kabalistler fa rklı bir görüşteydiler. Kabalist için bir insa­ nın bedenini mutlu etmesi, o kişinin ruhunu mutlu etmesi ka­ dar kutsal bir işti. Her şeyden önce ruhla bedeni birlikte yara­ tan Yaratıcı 'ydı. Din müessesesinin Kabalistleri istememesi­ nin ve onlardan korkmasının bir nedeni de bu olabilir.
Alıntı
Reklam
“Doğru, kimse yapmasa bile doğrudur; yanlış, herkes yapsa bile yanlıştır.” -Aziz Augustine
Heidegger Yeniden İncelendi, Cilt 1 kitabından
Dasein, Özgünlük ve Ölüm 1. Giriş Martin Heidegger, Being and Time adlı eserinde — Edmund Husserl’ın Jahrbuch’unun 1927 sayısında yayımlanan bu çalışmada — kendi yapıtının “temelinin”, Husserl’ın Logical Investigations adlı eseri tarafından hazırlanmış olduğunu belirtir. Ayrıca Varlık ve Zaman’ın, uzun bir fenomenolojik çıraklık ve gelişim sürecinin sonucu olduğunu da ifade eder. Varlık ve Zaman’dan önceye ait gençlik dönemi derslerinin birçoğunun yakın zamanda yayımlanması, onun o dönemde ve sonrasında büyük ölçüde açıklamadan bıraktığı bu işaretlerin izini sürmemize artık olanak tanımaktadır. Bu nedenle, 1919 ile 1926 yılları arasındaki gençlik dönemine ait fenomenolojik çıraklığını yeniden kurucu (rekonstrüktif) bir okumayla sunmak istiyorum. Daha özel olarak, ilk olarak, 1920’lerin başındaki gençlik dönemine ait fenomenolojik Denkweg’inin (düşünce yolu) onun gelişiminde özgün bir dönem olduğunu ve bu nedenle ne Varlık ve Zaman’a ne de kendisinin ve başkalarının yapmaya çalıştığı gibi sonraki yazılarına indirgenemeyeceğini ileri sürmek istiyorum. İkinci olarak, genç Heidegger’in, genellikle yalnızca 1930 sonrasındaki geç dönemine ait olduğu düşünülen “varlık sorusu”, “dönüş”, “felsefenin sonu” ve “başka başlangıç” gibi temaları zaten bu erken dönemde geliştirmiş olduğunu savunmak istiyorum. En önemlisi ise, gençlik düşüncesi üzerindeki diğer belirleyici etkileri ihmal etmeksizin, onun varlık sorusunu tam olarak nasıl, Husserl’ın fenomenolojisini — özellikle de Logical Investigations’daki altıncı incelemede ele alınan “varlığın kategoriyel sezgisi” kavramı üzerinden — eleştirel bir biçimde benimseyerek geliştirdiğini göstermeyi amaçlıyorum. Genel olarak, gençlik derslerinin, bütün bunları görmemize imkân tanıyarak, Heidegger’in düşüncesinin tamamını okumak ve
Felsefe
"Dünya bir kitaptır ve seyahat etmeyenler onun sadece bir sayfasını okurlar. Edebiyat ise o sayfaları oturduğumuz yerden çevirme sanatıdır." Saint Augustine
Günaydınnnn Bir insanın zenginliği, dünyayı ne kadar çok gezdiğiyle ölçülür. Augustine of Hippo
Reklam
Reklam