"O Macit'in ellerine baktım, kadın eli gibi tertemiz, incecik, tırnakların üstünde bile çalışmış. Şinasi'nin elleri gözümün önüne geldi. Tırnağının biri kırık, öbürü batık. Ne imiş? Kemençe çalarmış. Böyle elini parçalayan sazı parçalamalı. Hiç telin kenarına tırnak sürtülen saz görülmüş müdür? Her işimiz acayip, nefret ediyorum."
"Deniz kıyısında koşan Ala Köpek
Sana geliyorum, yapayalnızım,
Orhan Atam yok,
Babam Emrayin yok,
Akam Mılgın yok.
Nerede olduklarını gel bana sor,
Ama bırak da önce kana kana su içeyim."
"Şimdi olsa oğluna dünyaya gelmeden önce kendi içinde yaşadığını, kanında, belinde olduğunu, sonra annesinin karnına geçtiğini, oradan çıkıp kendisini yenilediğini, baba olarak onda yaşadığını ve şimdi, yok olduktan sonra varlığını onda sürdüreceğini, onda ve onun çocuklarında var olmaya devam edeceğini söylerdi."