9/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Hercule Poirot sonunda güzel bir tatil için Kaçakçılar Adasındaki otele gider. Orası her müşteriyi kabul etmeyen bir yerdir. Poirot ayağının tozuyla çeker gibi cinayet vakası çeker tabii. Gökkuşağı gibi renk renk konukların olduğu otel en dikkat çeken kişi; ünlü aktris Arlena Stuart'tır. Kadın herkesin bi kez daha bakmak isteyeceği bi auraya, güzelliğe sahiptir. Eşi, üvey kızları Linda ile güzel bi tatil yaparken Peri Koyunda ölü bulunmasıyla cennet gibi yer cehenneme döner. Poirot, polislerle olayı inceler fakat bu olay tam bi çıkmaza girer her defasında çünkü suçlanacak kimse yoktur. İlk olarak kadının eşinden şüphelenmektedir. Çünkü kadın kocasını başka erkeklerle aldatıyordur hatta otele görüştüğü Patrick ve onun eşi Christine gelmiştir. Tanıklar ve olayın seyri katilin eşi olmadığını gösterir. Kadının sevgilisi Patrick ise o cinayet saatinde herkesin olduğu plajdadır. Kocasının Arlena ile kendisini aldattığını düşünen Christine ise o sırada başka koydadır ve yanında bir şahidi vardır. Peki kim kadını boğarak öldürmüştür? Herkesin bor görgü tanığı olduğu olayda bi kaç ipucu vardır. Bi cam şişe, banyo suyunu sesi, eski iki cinayet ki bu cinayetlerden bir tanesi olaya resmen ışık tutmaktadır. Yine Poirot usta zekasıyla ipuçlarını birleştirip eski parçalarını yerlerine koyduğu zaman cinayetin neden ve kimin işlediğini öğrendiğimde şoka girdim ve 'Vay be,' demekten kendimi alamadım şüphelendiğim kişilerden çıktı ama bunun amacı çok farklıymış. Sevgili yazarımız bizi her defasında soluksuz okutup şok ediyor. Mutlaka okuyun!️
Ölüm OyunuAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20192,297 okunma
2/10
·368 syf.·
2026 20. kitabı
Selam, yirmi sekiz senlik hayatımda ilk defa 2 puan verdiğim bir kitap oldu. O yüzden ben de; ben okudum, ben yandım siz yanmayın yorum yapma isteği ile geldim. #thepuckingwrong serisi benim imtihanım oldu. Dark romance desen değil, spor romantizmi desen değil, genç yetişkin kurgu desen desen, romantik desen değil. Dark romance demişler neresi dark romanceti bunu söyleyen arkadaşlar beni bir aydınlatsın. Spor romantizmi dediğimiz noktada erkek karakterimiz hokey oyuncusuydu elle tutulur yanı vardı yine. Okuduğum dark romance kitapların en vasatı falandı bu arada kitap. Seven varsa valla helal olsun. Erkek karakterin yaptığı şeyler çok yersiz, çok saçma ce çok gereksizdi. Çocuğum, canım benim, kızın evine gizlice girmene gerek yoktu. Kıza zaten ben de gelmek istiyorum desen olmaz der ikinci soruşunda tamam derdi. Kadın karakter ise bak nolur onu yapma bak nolur bunu yapma diye neredeyse çığlık attığım bir karakterdi. Travmalarını okuduktan sonra ben travmam sahibi oldum. Bir daha bu kadar kötü bir kitap okur muyum diye. Kitabın ilk kısımlarında zaten hatalar vardı. Ben mi kaçırdım acaba diye tekrar döndüm baktım ama kıza yanlış numaradan mesaj atan adamın adı asla geçmezken kız mesajın kimden geldiğini biliyor ve bir anda Lincoln diyor. Ablaaa sen ne zaman öğrendin bunu ne zamaaan! Aydınlatın lütfen beni. Kısacası okumayın. İlk defa bir kitaptan sonra rsye gircem diye korktum.
Yanlış NumaraC. R. Jane · Lapis Yayıncılık · 2025355 okunma
Reklam
6/10
·608 syf.··
2026 6. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 16:36
Ayy o kadar zor okudum anlatamam.. aralarda durup durup “ne anlatıyoosunn be abla” falan derken buldum kendimi.. ne kadar fazla betimlemeydi ya öyle, yazar bir noktadan sonra hikâyeyi değil, odanın perdesindeki işlemeyi bile destan gibi anlatmaya başladığı için, Sen de olay beklediğinden, üç sayfa boyunca “çöl rüzgârının amber renkli kumlara bıraktığı hüzün… ü ” okuyorsun jdjdjd. Biliyor musunuz.. Zaten ilk 300 sayfa biyografi gibi anlatıldığı için, olayı mı kaçırdım diyerek, ne anlattığını anlamadım.. üşenmedim ikinci Kere aynı Sayfaya kadar yine okudum.. acaba kitap güzel de ben mi anlamadım diye.. Ağlıcaktımm bi araaa jdjdjd.. 600 sayfa o kadar betimlemeyi nasıl yazdın zalıımm kadın .. vallahi bırakmama sebebim emeğe saygı.. ki yine de paragraf atlayarak okudum.. Yazarın vermek istediği mesaj çok güzel aslında.. Yazar güçlü temalar (kader, gurur, kadınlık, baskı, din, adalet, mahkeme vs.) kurmak istemiş ama o betimlemeler arasında mesajı kim farkedecek yani.. var mı Türkiye de öyle okurlar.. mesaj anlatımın içinde kaybolmuş, mesaj var ama erişimi zor.. bu kitap, yazarın ilk okuduğum kitabıydı.. ama yok, benlik değil.. almam bi daha Bir de kitapta diyalog çok azdı.. sanki tüm karakterler kendi günlüğünü yazmış.. Diyalog olmayınca da roman, hikâye olmaktan çıkıp bir noktadan sonra iç sesler korosuna dönüşmüş. Kendimi sürekli “ee şimdi kim konuşuyor” derken buldum.. Bir bölüm var al-Mina’nın kızı var mı yok mu? Chatgbt ye bile sordum yok dedi jdjdjd. Sonra dikkatlice okudum var :) diyeceklerim bu kadar ..
Kitap Yorumu
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,567 okunma
8/10
·432 syf.··
2026 22. kitabı
•Karanlığın İncisi benim için daha çok şartların bir araya getirdiği iki insan ve aralarındaki mesafe, önyargı ve mecburiyet üzerine kurulu bir hikâye oldu. •Afra, üvey abisinden kaçarken yolu Yağız’la kesişiyor. Ancak yaptığı bir hata, onu hiç istemediği bir durumun içine sürüklüyor. Olayın gerçek yüzü ortaya çıkana kadar Yağız’ın yanında kalmak zorunda olması, Afra’yı fazlasıyla öfkelendiriyor. Yağız’ın sert, mesafeli ve yer yer keskin tavırları da eklenince, Afra’nın ona karşı geliştirdiği tepki ve önyargı hikâye boyunca net bir şekilde hissediliyor. •Açıkçası Afra’ya bazı noktalarda hak verdim ama zaman zaman tepkilerinin fazla sert ve önyargılı olduğunu düşündüm. Öte yandan Yağız da sütten çıkma ak kaşık değildi. Daha anlayışlı ve daha açık olabileceği birçok an vardı. Bu yüzden hikâye boyunca iki karakterin de birbirine yaklaşmak yerine çoğu zaman mesafeyi büyüttüğünü hissettim. •Kitap genelinde karakterler arasında sürekli bir laf dalaşı ve atışma hâli vardı. Duygusal sahnelerden çok, karşılıklı inatlaşmaları ve zorunlu birlikteliğin getirdiği gerginliği okuyoruz. Tam sonlara doğru küçük küçük yumuşamalar, duygu kırıntıları görmeye başladık derken, yeni gelişmelerle hikâye yine farklı bir noktaya taşındı. •Benim için en can alıcı nokta işin içine anlaşmalı evlilik trope’unun girmesiydi. Kendisi en sevdiğim trope’lardan biri!!! Bu durumun Yağız ve Afra arasındaki mesafeyi daha da yumuşatacağını ve duygusal geçişleri hızlandıracağını düşünmüştüm. Bir miktar etkisini gördük, evet… ama bana yetmedi. Çünkü ben tam bir aşk kadınıyım. İkinci kitapta daha fazla duygu, daha gerçek bir yakınlaşma ve o hissi güçlü şekilde okumayı gerçekten istiyorum yazarım @suleeterzi , lütfen. •Bir diğer dikkatimi çeken ve hikâyeye renk katan kısım ise yan karakterlerdi. Özellikle
Karanlığın İncisi 1Şule Terzi · Parola Yayınları · 20269 okunma
9/10
·416 syf.··
2026 9. kitabı
Uzun süredir kaçıp bir sirkte çalışan Cat, beta Sinta olan Griffin tarafından yakalanıp kaçırılır. Onun kralseçen büyüsü çok önemli olduğu için yanında tutmak ister ama bir süre sonra önemi olan tek şey büyüsü değil kendisi olmaya başlar. Aralarında gelişen o romantik auraya bayıldımm. Bir süredir elimdeydi ve sonra okurum diye erteliyordum ama sizin varsa hemen okuyun arkadaşlar. Elinizden düşmeyecek bir seri, tabii hâlâ okumadıysanız. Sevgiler
Fantastik Roman
Ateşin VaadiAmanda Bouchet · Yabancı Yayınları · 20221,325 okunma
Olric’le Konuşa Konuşa Tutunamayan Olduk
8/10
·724 syf.··
2026 30. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 09:59
Bu benim ikinci kez okuyuşum. İlk okuduğumda bu kadar içine girememiştim. Demek ki her kitabın okunması gereken vakti bambaşkaymış. Dokunacağı yerler, dokunduğu zaman anlam kazanıyormuş. Bu kez öyle yerlerime değdi ki… sanki satırlar beni benden iyi tanıyordu. Bu kitap bir hikâye değil sadece. Bir iç hesaplaşma. Bir insanın kendine, hayata ve “insanlara” yetişemeyişinin hikâyesi. Selim’de kendimi gördüm, Turgut’ta kendimi aradım. Ve en çok da Olric’te… sustuğum ama içimde konuşan o sesi buldum. “Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin?...” Bu satırları okurken insan sadece Selim için üzülmüyor. Kendine üzülüyor. Çünkü o yalnızlık tanıdık. O çaresizlik, o iç sıkıntısı… hepimizin içinden geçmiş bir yer. Selim’in dünyaya tutunamayışı bir zayıflık değil aslında. Fazla hisseden, fazla düşünen, fazla “insan” olan birinin yorgunluğu. Çünkü; “Selim’in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarlarını pek bilmezdi... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır.” Belki de bu yüzden kaybediyoruz. Çünkü biz hesap yapamıyoruz. Kalbimizle yaşıyoruz. Ve kalple yaşayanlar bu dünyada hep biraz eksik kalıyor. Kitap boyunca insan ilişkilerine öyle bir yerden bakıyor ki yazar… insanın içi sızlıyor: “Kızımı bir memura verdim; kızımı bir subayla evlendirdim! Demek o zaman insanla evlenmek adeti yokmuş.” İnsan olmanın bile ikinci plana atıldığı bir düzen… İşte tam da bu yüzden Selim bu dünyaya sığamıyor. Ve belki en can yakıcı olanı şu: “Ne istiyorlardı senden Selim?... İnsana ihtiyacın vardı… İnsanı arıyordun canım kardeşim. Bunda utanacak ne vardı?” İnsan istemek… anlaşılmak istemek… bu kadar zor olmamalıydı. Ama oldu. Ve biz bunu kabullenmek zorunda kaldık. Tutunamayanlar bana şunu hissettirdi: Unutulan insanlar
Alıntı
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Reklam
Reklam