Ayy o kadar zor okudum anlatamam.. aralarda durup durup “ne anlatıyoosunn be abla” falan derken buldum kendimi.. ne kadar fazla betimlemeydi ya öyle, yazar bir noktadan sonra hikâyeyi değil, odanın perdesindeki işlemeyi bile destan gibi anlatmaya başladığı için, Sen de olay beklediğinden, üç sayfa boyunca “çöl rüzgârının amber renkli kumlara bıraktığı hüzün… ü ” okuyorsun jdjdjd.
Biliyor musunuz.. Zaten ilk 300 sayfa biyografi gibi anlatıldığı için, olayı mı kaçırdım diyerek, ne anlattığını anlamadım.. üşenmedim ikinci Kere aynı Sayfaya kadar yine okudum.. acaba kitap güzel de ben mi anlamadım diye.. Ağlıcaktımm bi araaa jdjdjd.. 600 sayfa o kadar betimlemeyi nasıl yazdın zalıımm kadın .. vallahi bırakmama sebebim emeğe saygı.. ki yine de paragraf atlayarak okudum..
Yazarın vermek istediği mesaj çok güzel aslında.. Yazar güçlü temalar (kader, gurur, kadınlık, baskı, din, adalet, mahkeme vs.) kurmak istemiş ama o betimlemeler arasında mesajı kim farkedecek yani.. var mı Türkiye de öyle okurlar.. mesaj anlatımın içinde kaybolmuş, mesaj var ama erişimi zor.. bu kitap, yazarın ilk okuduğum kitabıydı.. ama yok, benlik değil.. almam bi daha
Bir de kitapta diyalog çok azdı.. sanki tüm karakterler kendi günlüğünü yazmış.. Diyalog olmayınca da roman, hikâye olmaktan çıkıp bir noktadan sonra iç sesler korosuna dönüşmüş. Kendimi sürekli “ee şimdi kim konuşuyor” derken buldum..
Bir bölüm var al-Mina’nın kızı var mı yok mu? Chatgbt ye bile sordum yok dedi jdjdjd. Sonra dikkatlice okudum var :) diyeceklerim bu kadar ..