Uydurulmuş korkularımızın hepsi ya geçmişi ya da geleceği içerir; yalnızca sevgi şimdidedir. Şimdi sahip olduğumuz tek gerçek andır, sevgi de tek gerçek duygudur çünkü yalnızca şimdiki anda ortaya çıkan tek duygu odur. Korku daima geçmişte olmuş bir şeylere dayanır ve bizim gelecekte de olabileceğini düşündüğümüz bir şeylerden korkmamıza sebep olur. Öyleyse şimdide yaşamak, korkuda değil sevgide yaşamaktır. Amacımız budur: sevgide yaşamak. Kendimizi sevmeyi öğrenerek bu amaç doğrultusunda çalışabiliriz. Kendimize sevgiyi aşılamak korkularımızdan arınmayı başlatır.
Miyop. Ona sürpriz yapmak için 2 dakika önceden odaya sızıp koltuğa oturuyorum. Beni fark etmesini bekliyorum. Bakışları bana doğru çevriliyor sonra, kahve bardaklarını çıkartırken. Fakat beni alaca bulaca seçiyor anca. Uzaktan bulanık bir renk kalabalığıyım ilk başta sanırım onun için. Sonra olduğum yerde benim oturduğumu, fark ediyor. Gayet sakin bir şaşırma yayılıyor yüzüne. Aaaa geldin mi, diyor. Beni üç dört saniye arayla ancak iki bakış ile fark edebilmesi hüzünle karışık bir neşe veriyor bana. Bu sıralar kafamın içi sürekli "Kendimle alakalı zamanında fark etmem gereken şeyleri neden bu kadar sonra fark ediyorum?" soruları ile dolu olduğundan, bu "çift bakış ile kavrayış", bana oldukça aşina geliyor.