Av istiyorsun. Bir tavşan, belki bir geyik. Onun av, kendininse bir avcı olduğundan eminsin. Avlanmak istiyorsun. Ama sen onu avlamadan önce, o, seni çoktan avladı zaten. Arada sırada heyecandan ve arzudan yüzünün buruşmasına neden olan şey, onun seni cebzetmiş olması. Bir arzunun ölmeden önce çıkardığı son hıçkırıklar senin içinde duyduğun, yüzünün buruşmasına neden olan. Kendi etinin gürültüsünü, seyirmesini duyuyorsun artık. Zaten bir kez avlandın, artık bir ölü avcı olarak avlanacaksın.
bir gülün göbeğinde
uyuyakalmış bir güneş göreceksin
üstünde yaldızlı, çiyden bir battaniye ile
rose fiilini yanlış anlayıp
dünyaya değil
gül olan rose'a dönmüş bir güneş bu
işte o zaman ölmek isteyeceksin
gözlerin doyacak dünyaya
"ich habe genug" diyeceksin
çünkü
hiç bu kadar tüm hissetmemiştin.