Eyüpcan Işık

köyüne bir iblis musallat oldu Vaiz Madaru'nun dediler ki bu iblise ne güneşle sıvanmış mızraklar ne de balçıkla zehirlenmiş oklar ziyan verir bu iblisi ancak fedakarlık öldürür, kişi sevdiğinin kanıyla sıvamalı imiş kılıcını ancak sevdiğinin canına kıyacak ve bu acının içinde vakfeye durma cesaretini gösterecek birisi yenebilirmiş iblisi o günden sonra Madaru bir oraya gitmiş bir buraya ölümün gözlerinin içine korkmadan bakan cesur papatyalara bakmış, sonra kendi kızına, çeşme başında çamaşır yıkayan aydınlık kadınlara, her bir nasihati bir ziya, bir kandil olan yaşlılara bakmış bakmış ama ısınmamış kalbi hiçbirine fersah fersah uzakmış hepsinden bir kendilik kadar uzak çok sonra düşünmüş, bunun başkasını sevmekten ziyade kendinden hoşnut olmakla alakalı olabileceğini, başkasına yürümektense kendine yürümesi gerektiğini,
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vaiz Kumfe rivayete göre bir geminin gölgesinde doğdu ve deniz koktu gölgesi bir ömür boyu melekler, lepistesler ve altın beyinli japon balıkları bir dantel deseni gibi yüzdüler onun gölgesinde sakin birer düşünce gibi sonra her vaizin başına geldiği gibi kendini doğurmanın göbek bağı Kumfe'nin de boynuna asıldı sahilini terk etti, denizin ve karanlığın kelamını, dualarını öğrendi sonra bir alışkanlık edindi kendine sahile her dönüşünde, kendini nasıl görüyorsa, ona dair kumdan bir heykel yapacaktı öyle de oldu dimağında put tadını hissetmeyecek kadar yaptı kendinden, dizdi sahile her bir yıl sonunda sahile döndüğünde, kum aynı kum el aynı el ama kumdan doğan ise bir başka Kumfe kimin burnu farklı, kiminin bakışında mavi bir kartal kiminin duruşu sırtında dünyayı taşır gibi kambur olduğunu da görünce bunu anladı birden bir insan neden bekler yıllar yılı kendinden tek bir hali, tek bir benliği
"Senin için dua edeceğim ve Tanrı'nın avucunun içinde olduğunu hayal edeceğim, oraya sığacak kadar ufaksın."
Sayfa 30
yağmurmuş bulutun kelamı sonra yürüyen bir kızmış melodisini kaybetmeden amortisörlü adımlarla ya da ormanı yağmurluk olan bir bisikletli tekeri her döndüğünde bir orman yeşerip bitiyor ardında herkes yağmurun cahili ve kimse bilmiyor nasıl yürünür yağmurda
doğduk anamız sahile ayak basar basmaz Afrodit doğmuştu en son böyle köpürerek kiremit gözlü yengeçlerden başka gözün aydına gelenimiz yoktu bizim bundandı sanırım çapkın değildik ve her liman gönlümüz kadar temiz beyaz mermer taşlarıyla döşeliydi durun bir dakika güneşi emmekle meşgulüm demir attığımız meseleler var sonra kumdan ayaklar, deniz kokan gölgeler, ve kendini sokmaya hazır bir akrebin kuyruğunda bir bal damlası bilmeyiz ev mi orası intihar mı, nihayetinde denizciyiz biz denizci nazımız tüm balıklara geçer geçmeyen evdeki eşimiz de unutkan bir martıdır artık bizim için.