Eyüpcan Işık

Eyüpcan Işık

, bir kitap okudu
8/10
·48 syf.·
2022 9. kitabı
Gerhart Hauptmann
7.8/10 · 584 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
üstünde arzunun izmaritleri söndürülmüş badem çiçekli desenleri olan bebek mavisi zırhıyla kılıcını nereye sallaması gerektiğini düşünürken Vaiz Kenzi bir kabileye denk geldi tanrıyı evrenin terzisi kabul eden onlara göre ten değildi bu içine girdikleri mana ipliğinden örülmüştü bir tarla kuşunun güneşi emmiş kanadı, bir çileğin ergin çilleri ya da hala renginin bahşedilmesini bekleyen bir bebeğin alaşımlı gözleri ve bir kaos varsa nerede ipliği dağılmış bir mana varmış orada ve yamamak kendini utanç değilmiş ya da bazı dostlukların ipini gergin tutup bazılarınınkini kesip atmak bu da değilmiş utanç, iyileşmekmiş, kendini yeniden örmeyi geciktirmekmiş ikinci en büyük günah ve ikindi vakti kendiliğin tarlasına inmekten haya duymakmış üçüncüsü aynı günah deliklerinden defalarca ısırılmakmış birincisi
kapı açılıyor içeri yağmurla ıslanmış ve terlemiş onlarca insan giriyor çatı altına doluşmuş sönük güvercinler gibiyiz sonra benim sıram geliyor inmek için ve kapı açılıyor yine sarı sıcak bozkırının saçları ta metronun içine giriyor hiç tanımadığım bir kız yanıma ve karadut ikram ediyor sırf bu yüzden ağlayabilirim derken avucumun içinden farkı olmayan bozkırda kara kuzuların dolaştığını görüyorum yaşayabilirim böyle zeytin tanesi gibi incir, peynir ve ekmek yiyerek burada fakat bir maraz peydahlandı bende bu ara 20'ye baksam 50, 50'ye baksam 20 görüyorum. gençte yaşlıya yaşlıda gence bakmak yoruyor artık dönercide çalışan o kadına ne demeli peki bezi yere düştüğünde kendisine itaat etmeyen bir hızla koşarak almaya çalışmıştı hani, önlük ipinin üstünden sarkan kilolarıyla güneşle parlayan zeytin karası saçları vardı onun da bir ara ama ne oldu da burada şimdi derken saçların dökülüşlerini görüyorum, tam buradan dökülmeye başlayacak diyorum mesela başını çevirişi rüzgarın
vaiz Höderlin'in bebek mavisi bir motoru vardı bulutla çalışan kitaplardaki fiziğe göre değil duygulardaki fiziğe göre hareket ederdi hava parmakla üstünden geçilmiş bir kurşun kalem çizgisi gibi kapalı olduğunda ve şimşek salkımları göğü turlarken motor daha çok yol giderdi çünkü bilirdi vaiz altı ay boyunca birisinin melankolik olması garip değildi ama yoktu altı ay boyunca mutlu olan işte buydu duyguların fiziği hüznün doğada neşeden daha geç çözünmesi
kendimin ve kendi'lerimin fotoğrafını çekmek için anlamak için kendimi biraz daha uzaklaştım kendimden bir kroki mesafesindeyken anladım tam da sürekli yıkılan ve inşa edilen bir varlık olduğumu ve ikna oldum omzuma bir dağın tepesine tırmanır gibi tırmanabileceğimi ya kekikleri ya kendimi toplayacağımı düşünürken elinde bir demet gül tutan bir adam gördüm daha çok ölü bir köpeği taşır gibiydi ya da sevisine karşılık bulamamış o bir demet gülü avutup uyutmaya çalışır gibiydi ama bir dakika tırmanıyordum ben en son kendime