kapı açılıyor içeri
yağmurla ıslanmış ve terlemiş
onlarca insan giriyor
çatı altına doluşmuş sönük güvercinler gibiyiz
sonra benim sıram geliyor inmek için
ve kapı açılıyor yine
sarı sıcak bozkırının saçları ta metronun içine giriyor hiç tanımadığım bir kız yanıma
ve karadut ikram ediyor
sırf bu yüzden ağlayabilirim
derken
avucumun içinden farkı olmayan bozkırda
kara kuzuların dolaştığını görüyorum
yaşayabilirim böyle zeytin tanesi gibi
incir, peynir ve ekmek yiyerek burada
fakat bir maraz peydahlandı bende bu ara
20'ye baksam 50,
50'ye baksam 20 görüyorum.
gençte yaşlıya
yaşlıda gence bakmak yoruyor artık
dönercide çalışan o kadına ne demeli peki
bezi yere düştüğünde kendisine
itaat etmeyen bir hızla koşarak
almaya çalışmıştı hani,
önlük ipinin üstünden sarkan kilolarıyla
güneşle parlayan zeytin karası saçları vardı
onun da bir ara ama ne oldu da
burada şimdi
derken saçların dökülüşlerini görüyorum,
tam buradan dökülmeye başlayacak diyorum
mesela başını çevirişi rüzgarın