Eyüpcan Işık

sol gözünü bir güneş kurdu kemiriyor ya da dur bir sülük mü demeliyim ama eminim dudaklarının susmaktan küçüldüğünü, konuştukça şişmeye ve tombul kelimeler tükürmeye meyli olduğunu, tepesi kel başının içi bir tekir kedice oyulmuş güvercin gövdesi gibi boş ve tüylü durduğunu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sonra üçü bir Yitik Zaman Bahçesi'ne vardılar. Tam orta yerinde durdular bahçenin. Birbirlerinden haberleri bile yoktu durduklarında, ama sadece yaban mersini yiyip nehir suyu içmekten yorgun düşmüş cılız bacaklarını durduran şey, ortaktı: Yerdeki güneşi emmekle meşgul, portakal rengi bir çiçek. Büyüyüp serpilmiş de tam çiçek açacakken rüzgar aklını alıp gitmiş, o da açmayı, serpilmeyi unutmuş. Gökteki güneşe uzanmak müşteri üşendiriyor onu, yerdekileri emiyor. Yıllar böyleydi sanki, her taraf unutkan çiçeklerle doluydu. Zaman yaşlanıyor dedi, Botanikçi. İlk doğduğunda zamanın kısrağı daha hızlı koşarmış, güneş avcu kapatıp açıncaya kadar doğup batarmış hemen, serseriymiş, rüyaların hala hızlı başlayıp bitişindeki neden o gerçek, cılız zamanmış hâlâ... İnanırsanız tabi.
metro ağacın dallarına sütünüyor beş saniye boyu yaprak, dal ve demirin gevezeliği ya da metal bir kedi gibi sürtünüyor metro dallara ve tam o sırada birisi uzlet'in fazileti'ni öteki göğe bakmanın fazileti'ni okuyan iki adam karşılaşıyor biri kafasının üstündeki göğe bakıyor, diğeri kafatasına kazılı göğe.
yağmur rüyasıydı Nuh'un.
limon kabuğundan bir tren geçiyor, sarı serin, çınlayarak bankomatların önünde yünden bir güneş kumaşı gibi yatan köpekler ve elbette bunları okuyanlar biliyor ya açık konuşmamanın bir yara değil, bir irin olduğunu akıl derisinin altında toplanan ama yine de tiyatro oynanmaya devam edilir, dostane sözcükler değnek işlevi görür uzak tutmak için kör sevi'yi yine de devam eder ama oynanmaya seyirci kalmasa bile koltukları nar kabuklarından yapılmış salonda ve yine de bilinir leşliği uçlanmış bir sivilce kadar bile cazibesi kalmamış bir sohbetin