aklımın çorak ülkesinde
elleri zümrüt dolu
muhafızlarım
ben miyim çağrılacak olan,
kutsal torpil bana mı?
esmalarından birinden
kendime bir kaftan dikeyim
zira zar atmaktan yoruldu ellerim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İster erkek ister kadın olsun, Sophie gibi insanlar şükran duymaları gereken her şeyi listeler, sanki hayatları hiçbir yanlış hesaplamanın olmadığı bir toplama işlemidir.
Rublemov, babasına doğru baktı. (Nefes al. 1,2,3,4. Bırak.) Yaklaşık iki üç gün önce kalça kemiğinden ameliyat olmuştu. İçtiği ilaçlarla iltihap kapmış boğazından gelen kısık seslerle derin bir uykuya dalmıştı. Yaz yağmurunun kaynayan sarı sıcak bozkırları serinlettiği bir gecede mermi yatağını kontrol etmemiş bir askerin tüfeğinden fırlayan bir kurşun, babasının kalça kemiği delmişti. O zamanın şartlarıyla sekiz-on yıl idare edecek bir protez takmışlardı babasının kalça kemiğine. Yıllar geçip de protezler döküldükçe başka bir protez takılıyordu. Yalama olmuştu resmen.
Rublev'in babası nihayet altmış dört yaşına gelip de hatrı sayılır bir para biriktirince, özel bir hastanede bilmem kaç bin liraya yurt dışından getirilmiş bir protez taktılar. İthal de olsa, babası tahta döşemeler üzerinde yürürken sadece dikkatli kulakların duyabileceği metalik bir ses çıkartmaktan geri kalmazdı.
Protezin ömrü otuz yıldı. Bu sayı, duyduğundan beri Rublev'in aklından hiç çıkmamıştı. Sürekli altmış dört ile otuzu topluyor, protezin her türlü babasının ihtiyacını göreceğini düşünüyordu. Fakat çıkan sonucu düşündükçe, babasının ömrü bittiğinde dahi protezin ömrünün hala devam edecek oluşu aklındaki ormanın her bir hektarına yangın gibi düşüyordu. Böyle durumlarda sakinleşmek için tek yaptığı nefes almak ve dört saniye tuttuktan sonra da vermekti. Ölgün, kuru yeşil nefeslerle o yangını söndürmek istercesine. "İnsan kendi içinde kendinden daha uzun yaşayacak bir parçayla yaşayabiliyor demek..." diyordu kendine. Ve işte bunu, tam da bunu, Rublev'in aklı almıyordu. (Nefes al. 1,2,3,4. Bırak.)