Her gece sonrasında, öncekinden de boş oluruz; kederlerimiz gibi sırlarımız da rüyalarımızda akıp gitmiştir. O halde uykuya verilen emek; yalnızca düşüncemizin değil, sırlarımızın da kuvvetini azaltır.
Eğer doğduğumuz anda, ergenlikten çıkışımızdaki kadar bilinçli olsaydık, beş yaşında intiharların alışılagelmiş bir olgu, hatta bir saygınlık sorunu olacağı da muhtelemen öte bir gerçektir. Ama çok geç uyanırız.
Bu dünya elimizden her şeyi alabilir, bize her şeyi yasaklayabilir, ama kendimizi yok etmemizi engellemeye kimsenin gücü yetmez. Bütün aletler buna yardımcı olurlar, bütün uçurumlarımız buna davet eder bizi; ama bütün içgüdülerimiz de karşı çıkar.
Atadan kalma kasılmaların sürükleyiciliği olmasa, binlerce göz gerekirdi bize, saklı gözyaşlarımız için; ya da yenecek tırnaklar, kilometrelerce tırnak... Artık akmayan bu zaman, başka türlü nasıl öldürülür?