nis

Konusuna iyi davranılmamış bir kitap görüyorum ortada.
2/10
·384 syf.··
2022 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2022 00:00
Çoğu kişi tarafından çokça sevilmiş olmasına rağmen hiçbir şekilde ısınmadığım bir kitap oldu Hayatın Kıyısında. 2022 yılının okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen heyecanlanamadım. İşin kötü tarafı empati yaparken bile kendimi iyi hissedemedim çünkü kitabın yazılış tarzının bunun önüne geçtiğini düşünüyorum. Çok yavandı ve sanki intihar gibi toplumsal anlamda oldukça hassas bir konu hak ettiği özenle anlatılmamıştı. Ben de bir ergenim. Henüz liseye gidiyorum. Çevremdeki yaşıtlarımın ve pek arkadaş diyemesem de sınıf arkadaşlarımın ruhsal durumunu göz önüne aldığımda Hayatın Kıyısında'daki Finch karakterini ortalama bir ergenle bağdaştıramadım. Tabii ruhsal açıdan zor zamanlar geçiren herhangi bir ergene daha önce rastlamadım ancak okuduğum kitaplardan edindiğim tecrübeyle beraber bütün samimiyetimle şunu söylemem gerek: İntihar fazlasıyla hassas bir konudur ve ülkemizde geçim sıkıntısının tavan yaptığı, insanların hayallerinden vazgeçmek zorunda kaldığı şu kötü günlerde bunalımlar geçiren genç arkadaşlarımın bu kitabı okuduktan sonra intihara olan bakış açılarının "o kadar da korkutucu bir şey değilmiş ya" şekline döneceğinden korkuyorum. Yazar düşünceli biri anladığım kadarıyla ve bu kitabı intihara meyilli insanları anlatmak, onlara girdikleri bu yolun 'çıkmaz sokak' olduğunu düşündürmek için uğraşmış. Ancak hikâyenin temeli mi desem yoksa üslup hatası mı desem -bilemiyorum- bir şey bunu yapmasına engel olmuş gibi. Her insanın acı eşiği ve dayanma kapasitesi aynı değildir. Aynı moda kurallarının durmaksızın bir çeşit kıyafet sendromuna yakalanmış gibi davranıp aynı sweatshirtü sokak başı beş kişide görmemize neden olduğu gibi bazı olaylar da insanların adeta gözüne sokulursa 'merak uyandıran'' ve 'cazip' gelmeye başlar. Bu nedenle hayatta tutunacak tek bir dalının
Hayatın KıyısındaJennifer Niven · Pegasus Yayınları · 20203,095 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Emma / Jane Austen
10/10
·516 syf.··
Beğendi
·
2020 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 12:01
Eskiden birçok toplumda olduğu gibi İngilizler'de de sınıf ayrımı çokça mevcut. Jane Austen, Emma'da da bu ayrımı çok net bir şekilde bize gösteriyor. "Düşük bir mevkiide" bulunan bir kızla "yüksek bir mevkiide" bulunan bir delikanlının çöpünü çatmaya çalışan Emma'nın yaptığı hataları ve bu hataların doğurduğu yanlış anlamalar zincirini 500 sayfada, gayet keskin bir dil ve hafif ironik bir şekilde anlatıyor. Kitabı okuduğum her dakika bambaşka zevkler aldım. Jane Austen'ın zarafet timsali kalemini okumak öyle keyifli bir hâl ki! Gurur ve Önyargı da gayet hoş bir kitaptı ama bence Emma onun kesinlikle ustalık eseri diyebileceğim kadar kaliteli. Ama tuhaf bulduğum bazı noktalar var; Kitaptaki çoğu cümle bir süreden sonra fazladan kelime kusturuyor. Örneğin, "Mr. Falanca çok iyi ve kibar bir adam. Nazikliği kadınlarda büyük bir beğeni oluşturuyor." cümlesini yazar şöyle yazabilirdi. "Mr. Falanca öyle kibar bir adam ki meziyetleri dağları ve bayırları doldurup taşıracak kadar kuvvetli, karakteri ve kendinden emin duruşu, bakışları, sesindeki hafif karamelli tını, bir hanımefendiyle konuşurken bükülen boynundaki muhteşem kasları, yakışıklı gülümsemesi ve daha birçok farklı özelliği ile göz dolduruyor." Tabii bu cümleleri ben uydurdum ama kitaptaki çoğu cümle -aslında klasiklerdeki çoğu cümle- böyle bir akışta ilerliyor, benim için bu edebi bir zevk ancak yeni yeni okuyan ve daha tam anlamıyla klasiklere alışamayan insanların okumasını engelleyebilir. Hatta gereksiz yere uzatılmış gibi bir havaya da sebebiyet verebilir, bu konuda da uyarmam gerekiyor sizleri. Böyle yoğun anlatımları kaldırabilecek bir bünyeniz yoksa sizi dışarı almalıyız, efenim. Tabii bir de şu İngiliz Edebiyatı karakterlerinin üzerinde olan kibarlık tribini kaldırmak bayağı zor. Mesela gayet normal
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,2bin okunma
8/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2020 11:57
Selamlar, nasılsınız? Ben şahsen çok iyi olmanın doruklarında dolaşıyorum. ;) Sebebi de kesinlikle bu kitabı okumuş olmam. Kızımız Ecrin, hayran olduğu Limon Sahaf'ın kapısında beklerken Cemil Meriç Kozan'ın Gurur ve Önyargı'nın karakteri Darcy hakkında söylediği şeye katılmamaktadır. Bunu kibar bir dille ifade etmesine rağmen beyefendi fazla kibar(!) olduğu için onu dinlemez ve resmen kovar. Ecrin de buna sinirlenir ve ateş eden bir mektup yazar. Hikâyemiz ise tam burada başlar. Karakterlerin kavga etmesine sebep olan durumu çok sevdim. Elitizmi Bahar Candan'dan kurtarmış olmamız büyük şans. Kitap karakterinin duyguları için kavga etmek ne elit bir şeydir Yarabbi... Kitaba genel olarak bir nostalji havası hâkimdi. Nostaljik şeylere ölüp biten birisi olarak her açıdan gözlerimden kalpler fışkırıyordu. Nahiflik, zarafet ve nostalji katılarak yoğrulan hamur, Betül Güçlü'nün maharetli elleri sayesinde oldukça okunası bir hava bırakıyordu. Kendisi bir pastacı zaten, yoğurmaya yabancı değil. Kitapta genel olarak birbirlerine laf sokmalarını ve belirli bir süreç sonunda âşık olmalarını okuduğumuz için öyle aman aman bir evren beklememelisiniz. Çerezlik ve sıcacık bir hikâyeydi. Ve bu kitabı okuduktan sonra zihnimde ister istemez bir soru oluştu: "Ey, aşırı popüler Wattpad yazarları! Böyle kitap yazmak çok mu zor?" Aslında bu soru bir noktada "Zarif bir şeyler yazmak çok mu zor?" sorusunu da tam anlamıyla karşılıyor. Ne dersiniz? ;) Cemil Meriç Kozan karakterine birkaç haftalığına âşık olduğum gerçeğini de göz ardı edemeyeceğim. Ben biraz ayran gönüllüyüm, iki kibarlık, zariflik görsem âşık olabilirim ama Cemil Meriç Kozan acayip bir şeydi. Adamın sahafı da var, daha ne olsun? Yalnız bana erkek karakter övdüren hayat size neler yapmaz, bunu biraz sorgulayın derim.
Sevgili Limon ÇiçeğiBetül Güçlü · Ren Kitap · 20202,317 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2020 11:55
Sait Faik Abasıyanık'tan okuduğum ilk kitaptı, Son Kuşlar. Öykü kitabı olduğu için belirli bir konusu bulunmuyordu. Kitaba adını veren ise "Son Kuşlar" adlı öyküydü. Zaten benim de en sevdiğim öykü o oldu. :) Sait Faik'in deniz aşkı, Ada'ya olan aşkı... Bunları okumak içinizde büyük bir sükûnun peyda olmasına sebebiyet veriyor. Ada'nın coğrafi konumu sebebiyle betimleyecek o kadar fazla şey var ki... Zaten yazar da çok ama çok hoş betimlemelerle Burgazada'nın o güzel sokaklarını, denizini ve daha birçok şeyini anlatıyor. Hatta o kadar güzel anlatıyor ki kısa bir süre Adalar'da yaşamak bile isteyebilirsiniz, benim başıma geldiği için söylüyorum bunu. Ellili yıllarda Adalar'da çok yoğun bir Rum nüfus varmış. Sait Faik de bu Rum vatandaşlarla arasındaki diyaloğu ve yüz göz olduğu bambaşka vaziyetleri anlatıyor. Benim ise en çok hoşuma giden nokta hikâyelerindeki coşku. Coşkulu bir insan tasviri var. Sait Faik, içindeki insan sevgisini ve onları görmekte olduğu andaki coşkusunu döktürmüş adeta. Okurken hafifçe tebessüm ettiriyor, düşündürüyor ve Burgazada'da yaşamayı istemenizi sağlıyor bilfiil... Benim bu güzel öykü kitabı hakkında söyleyebileceklerim bu kadar. Uzun soluklu romanları bitirdikten sonra bir nebze olsun rahatlamak istiyorsanız, denize, Adalar'a ve doğaya kavuşmak istiyorsanız Sait Faik'in öyküleri tam size göre. "Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı. Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi."
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Sıfır Kilometre/ Beyza Alkoç
1/10
·360 syf.··
2020 47. kitabı
Ege'nin yanına Paris'e taşınan kızımız İzmir, yeni hayatına alışmaya çalışırken bir çeşit depresyona girer. Bu depresyonu annesi ve babasının olduğu rüyalar görmeye kadar götürür onu. Türkiye'den aldığı bir telefonla, alıştığı hayatından çok daha farklı bir düzlüğe girecektir. İlk kitaba oranla daha az aksiyona sahip olan Sıfır Kilometre için de bayağı söyleyecek şeylerim var. Öncelikle en ama en çok rahatsız olduğum konuya değinmek istiyorum: Ege'nin İzmir üzerindeki reddedilemez tahakkümü... Bu konu beni o kadar çok geriyor ki bozuk kaset gibi dönüp dönüp sinirleniyorum. Aşkta böyle şeylere gerek var mı ki, illaki kıskançlık adı altında baskı mı uygulamak gerekiyor? İlk kitapta şikâyet ettiğim bir diğer nokta bu kitapta da mevcuttu, küfür. Artık beşinci sınıf öğrencilerinin elinde bile Beyza Alkoç kitabı gördüğüm için böylesine büyük küfürlerin sayfaları süslemesi(!) konusunda çok şikâyetçi olduğumu söylemeliyim. Dizi karakterleri öldüğünde helva kavurup gıyabi cenaze namazı kılan bir halkın çocukları kitap okudukları için böylesine kötü örnek teşkil eden kelimelerin kullanılmaması konusunda hemfikir olmamız gerektiğini düşünüyorum, bilmem siz bu konuda ne dersiniz... İzmir'in annesini ve babasını kaçıran adamların kim olduğunu, neden böyle bir şey yaptıklarını da öğrenseydik daha mutlu olabilirdim, burayı da gözden kaçırmayalım. "Şimdi bu seride hiçbir şeyi beğenmedin mi?" diye sorabilirsiniz, ona da cevap vereyim: Her ne kadar Ege'ye çoğunlukla gıcık olsam da diğer Wattpad erkekleri gibi hareminin olmaması konusunda takdir ettim kendilerini. Artık nasıl bir alışkanlık olduysa haremi olmayan erkek görünce zihnim otomatik olarak "En azından haremi yok." diye iyi tepkiler veriyor. Beyza Alkoç'un kalemi, aşırı pembe iyimserlikle yazıldığı için birbirini tekrar
Sıfır KilometreBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201914,5bin okunma