Küreselleşmenin sadece Batılılaşma, kültürel homojenleşme ya da dünyevileşme doğurmuş olduğu savını destekleyenler açıkça yanılıyorlar. Bilakis İslam dünyası küreselleşmenin araçları ve getirmiş olduğu karşılıklı etkileşim ile daha fazla ümmet bilincine ulaşmıştır. Bu bilinci Hz. Muhammed'e (sav) hakaret karikatürleri krizinde, dünyanın her yerinden Müslümanların gerçekleştirdiği kitlesel gösterilerde; Filistin konusunda oluşan farkındalıkta ve Arap Baharı sürecinde gözlemlemek mümkündür. Suriye krizinin Müslüman halkların bu derece dikkatini çekmesi ve pek çok kesimin bu krize müdahil olması da yine bu farkındalık ile ilişkilidir. Gazze'nin, İslam dünyasının bir numaralı meselesi haline gelmesi de öyledir.
Devrim olur olmaz Şam'a gidip Kabil'in Habil'i katlettiği o yere; Kasiyun Dağı'na çıktım ve acılı kahvemi yudumlayıp o meşhur sözleri söyledim. Hey gidi beşşar esed! Ne dişli domuzdun sen.
Ve ben inanıyorum...
İnanıyorum ki aynı kahveyi Kudüs'te içmemiz yakındır.
Onlar uzak görse de biz yakın biliriz.
Sanki insanlar gökyüzü yere düşüp yeryüzünü paramparça mı edecek, yoksa felaket devam edip evren kendi halinde mi kalacak bilmek için bekliyor gibiydi.