Kitap 4 kısa öyküden oluşuyor. Muzaffer İzgü’nün konuşma dilini yazmaktan çekinmeyen yapısıyla keyifli bir okuma sağlıyor. İlkokulun sonu ortaokulun başındaki çocuklara uygun olabilir. Daha büyükler için sıkıcı gelebilir. Bol diyolog içermesi, eğlenceli bir anlatımının olması ve kısa olmalarındsn dolayı canlandırma, dramada kullanılabilir, dinleme ve konuşma becerisine yönelik etkinlikler için materyal olabilir. Genel olarak bütün metinler Türkçe derslerinde kullanılmaya çok uygun geldi bana.
Hikayelerin konusuna gelecek olursak:
Konuşan Kedi metninde yaşlı bir teyzenin yalnızlığını mahalledeki çocukların kedinin konuştuğunu sanmaları gibi komik, masumane bir olayla anlatılıyor. Büyükleri sevip saymayı öğretmek için çok hoş bir metin.
Köydeki Atlıkarınca hikayesinde köyde yaşayan bir çocuğun ağzında ekmek yapımı, köy tarla hayatı anlatılıyor.
Tupelli nedir hikayesinde annesiyle pazara giden bir çocuk bize meyve sebzelerin geleneksel adını halk dilini anlatıyor. Yazar/çocuk burada doğrudan okura hitap ediyor.
Karne günü hikayesinde ise karnesinde zayıf olan çocuğun sıkıntısı anlatılıyor (son güne kadar e okuldan not hesaplayan çocuklar için bilinmeyen bir şey tabi bu) en sonunda kitap okursanız karneniz iyi olur diye minik bir mesaj çocuğun arkadaşının ağzından veriliyor.