Geçtiğim yolları pek açık göremiyordum. Fakat bu artık beni pek fazla rahatsız edip düşündüren bir mesele değildi. Hangi kuvvet, hangi ateş veya sel nereden çıkıp nereye gittiğini bilir? Ara sıra kendimi yokladığım zaman kalbimde, ahlakımda bozulup değişmiş hiçbir şey bulamıyordum. Eskişehir istasyonundaki ihtiyarı dinlerken eski kalbim, bir zerresini kaybetmemiş masum duygularıyla nasıl yanıp sızlamıştı. Yol bulanıktı, karanlıktı. Fakat bir his bana daima doğru gittiğimi, asla şaşıp sapmadığımı söylüyordu.