Çocuk "kendini kullandırmaya hazır ve verici" bir varlıktır. Çocuk annenin bir zamanlar yaptığı gibi kapıyı çekip gidemez, çocuk terbiye edilebilir ve onu nasıl isteniyorsa öyle bir insan haline getirilebilir.
Bu ihtiyacın duyurulması için ikame edilmeye en uygun olan varlıklar insanın kendi çocuklarıdır. Çünkü yeni doğmuş kayıtsız şartsız ana/babasına muhtaçtır, ölümü ve kalımı onların elindedir. Ve varlığının devamı onların sevgisini elde etmesine bağlı olduğundan, ana babasını kaybetmemek için her şeyi yapar. Doğduğu günden başlayarak, hep güneşe doğru dönen bir bitki gibi, hayatta kalabilmek için sahip olduğu bütün imkanları kullanır.
Önceleri kendime çocukken içinde bulunduğumuz yalnızlığın ve terk edilmişliğin ne kadar büyük olduğunu kavrayabilmemizin mümkün olup olmadığını sorardım, Artık bunu kavramanın mümkün olduğunu biliyorum... burada yalnızlığından söz ettiğim çocuklar sahipsiz ve Kendi başlarına bırakılmış olanlar ve bu gerçekle büyüyerek Hayat çarkına karışanlar değildir pek çok özenle büyütüldüğünü savunan ve mutlu bir çocuk tablosu çizen insan da terapide çağrı aramaktadır sözünü ettiğim kimseler bunlardır. (...) Parlak görünümlerinin altında bunalım, boşluk duygusu, kendine yabancılaşmış olma ve varlıklarının anlamsız olmasından duydukları kuşkular pusuda bekleyerek zayıf bir anı kollar. En büyük olmanın iksiri etkisini kaybedince, bir numara olamadıkları ya da zirvede kalamadıkları zaman ya da ideallerindeki kişi gibi olmak isteyip bunu başaramadıkları zaman, bunalım atağa kalkar. Bu parlak insanlar zaman zaman korkuların, güçlü suçluluk ve utanç duygularının altında ezilirler.
Bütün çocukların travmatik yaşantıları daima karanlıkta kalır ve bu insanların daha sonraki Yaşamının anlaşılmasını sağlayacak olan anahtarlar da bu karanlığın içine gömülüp gider.
Gerçekler öldürmez. İnsanları genellikle öldüren, bilinçli olarak yaşanınca gerçeği ortaya çıkarabilen duyguların bilinçten itilmesi, yok sayılıp bastırılmasıdır.