Filozof hayatını Atinalılarla konuşmaya adamıştı; bu insanların kafalarının nasıl işlediğini ve ne yazık ki pek çoğunun da hiç işlemediğini gayet iyi biliyor, yine de bir gün düşünmeye başlayacaklarını umut ediyordu.
1. Sağduyuya uygun diye nitelenen bir görüşü yansıtan bir ifade seçin.
Cesaret savaşta geri çekilmemeyi gerektirir.Erdemli olmak varlıklı olmayı gerektirir.
2. Bu görüşü dile getiren kişinin kendine güveniyor ve bu görüşün doğruluğuna inanıyor olmasını bir süreliğine bir kenara bırakarak ifadenin yanlış olduğunu varsayın. İfadenin doğru olamayacağı durumlar ya da bağlamlar bulmaya çalışın.
Kişi savaşta geri çekilmesine karşın cesur olabilir mi?Kişi savaş alanını terketmediği halde cesaretten yoksun olabilir mi?Kişi parası olduğu halde erdemsiz olabilir mi?Kişi parasız olduğu halde erdemli olabilir mi?
3. Eğer bir istisna bulabildiyseniz, yapılan tanım yanlıştır ya da en azından eksiktir.
Kişinin, cesur olduğu halde geri çekilmesi mümkündür.Kişinin, geri çekilmediği halde cesaretten yoksun olması mümkündür.Kişinin, parası olduğu halde sahtekarın teki olması mümkündür.Kişinin, parasız olduğu halde erdemli olması mümkündür.
4. Şimdi, başlangıçta kullandığınız ifadeye nüanslar eklemeli ve ifadeyi istisnaları da kapsayacak hale getirmelisiniz.
Kişi hem savaşta geri çekilerek hem de ilerleyerek cesaret gösterebilir.Parası olanlar ancak bu parayı erdemli yollarla kazandılarsa erdemli diye nitelenebilirler; parası olmayanlarsa, hem erdemli olup hem para kazanmanın mümkün olmayacağı şartlar altında yaşıyorlarsa erdemlidirler.
5. Eğer iyileştirmiş olduğunuz ifadelerle ilgili başka istisnalar bulabiliyorsanız, süreci yineleyin. Tersini ispat edemeyeceğimiz ifadeler doğrudur, tabii eğer insanoğlunun böyle bir doğruya ulaşması mümkünse. İnsan ancak bir şeyin ne olmadığını anlamak suretiyle onun tam olarak ne olduğu bilgisine yaklaşabilir.
6. Aristofanes'in örtük biçimde ifade etmek istediği ne olursa olsun,
Aslında yaşam göründüğünden çok daha esnek, çünkü yaygın görüşler, genelde, hatasız çıkarımlar sonucunda değil, yüzyıllardır sürüp giden entelektüel karmaşanın sonucunda bugünkü konumlarına geldiler.
İyi bir çömlek ya da ayakkabı yapmak yalnızca sezgiyle olacak bir iş değildi; öyleyse çok daha karmaşık bir iş olan yaşamı sürdürme işi nasıl olur da öncüller ya da hedefler üzerine bir an bile kafa yormaksızın yürütülebilirdi?