(i) Teorik olarak ölene kadar ölümsüz olup olmadığımızı bilemeyiz.
(ii) Öldüğümüzde ise bir şey bilemeyiz.
(iii) Dolayısıyla ölümsüz olup olmadığımızı bilemeyiz.
Kısacası; ölümlü olduğumuzu asla deneyimleyemeyiz, ölümsüz olduğumuzu ise asla kanıtlayamayız.
• Beğendim Toplum: "Like" (beğendim) butonu günümüzün ağrı kesicisi ve dijital oy pusulasıdır.
• Selfie Bağımlılığı: Bu bir kendini sevme değil, yalnızlaşmış bireyin narsistik boşluğunu sergileme çabasıdır
• Influencerlar: Neoliberal iktidarı içselleştirmiş, tüketime dayalı kurtuluş vadeden yeni çağın "rol modelleri" ve "guruları"dır.
• Depresif Özne: Sürekli performans sergileyen ve sadece kendi yankısını duyan narsist özne, sonunda kendi içinde boğularak depresyona sürüklenir.
Byung-Chul Han
Oldukça stresli bir dönemin ardından Ankara'dan ayrılıp Sinop'a geldim. 1 Haziran'da finallerim başlayacak, o zamana kadar evimde rahatça çalışıp dinleneceğim. Bu dönem, hayatımda geçirdiğim en stresli dönemlerden birisiydi. Kendi ideolojilerini dayatmak adına haksız yöntemlerle beni yerimden etmeye çalışanlarla savaştım. İnsanlara fitne vererek bana karşı doldurmaya çalışanlarla boğuştum. Hiç alakamın olmadığı olaylar yüzünden çokça stresle boğuştum. Şükür ki sonunda kazanan ben oldum, lakin bedenen ve zihnen tükenmişim. Yorucu olsa da her zaman doğru için çabalamak gerek. Şimdi güzelce finallere çalışmalı, yaz tatilini ALES ve YDS için ayırmalı. :,)
Yakın zamanda okuldaki siyasal islamcılar tarafından din düşmanı olarak hedef gösterilip koltuğumdan indirilmeye çalışılırken bu alıntıya denk gelmem keyifli oldu. .d
Panoptikon ve Gözetleme Toplumu
Foucault’da gördüğümüz ‘iktidar’ kavramı Chul-Han’da değişime uğrar. Ona göre toplumda bizi gözetleyen ve optimize eden bir iktidar yoktur. Foucault’ya göre iktidar bizim her hücremize sızan ve bizim davranışlarımızı, düşüncelerimizi her an gözetleniyormuşçasına optimize eden bir sistemdi. Bu iktidar; kuşatıcı ortamlardan ve kurumlardan oluşurdu. Aile, okul, hapishane, kışla, hastane ve fabrika kuşatmanın disipline edici mekânlarına örnekti. Disipline edilecek kişi sırasıyla bu ortamların birinden bir sonrakine geçer. Bu esnada da kapalı bir sistem içinde hareket etmekteydi.
Ancak Chul-Han, modern neoliberal toplumda artık gözetleyen ve cezalandıran bir iktidarın olmadığını söyler. Bizi sürekli olumlayan, baştan çıkaran ve sonsuzca çabalatan bir performans öznesi hâline getiren, yine bizlerden oluşan akıllı bir iktidar vardır. Toplumdaki bireyler sürekli birbirini gözetleme ve birbirini optimize etme beklentisi içindedir. Örneğin Dubai çikolatası moda olur ve bunun tüketimi bir kült haline gelir. Toplumdaki bireyler tarafından gözetlendiğimiz bir sistem, bizi bu kültün bir parçası olmaya iter. Biz de gönüllü olarak bu külte katılır ve kültün gerektirdiğini gönüllü olarak sergileriz. Parçası olduğumuzu göstermek için gönüllü olarak sömürülmek pahasına biz de kendimizi sergileriz.
Chul-Han bunu akıllı iktidar kavramıyla açıklar: “Akıllı iktidar bilinçli ve bilinçdışı düşüncelerimizi okur ve değerlendirir. İnsanların kendi iradeleriyle kendilerini düzene sokmasını ve optimize etmesini bekler. Böylelikle de üstesinden gelinmesi gereken bir dirençle karşılaşmaz. Bu tahakküm büyük bir çaba, zor kullanmaya gerek duymaz, öylece gerçekleşiverir.”
Foucault bu iktidar sistemini biyopolitika ile açıklar. Ona göre iktidar bedeni terbiye eder,