Fransız yazar Alexis Carrel dönemin modern hayatından ve insanların mekanikleşmesinden olan rahatsızlığını dike getirmektedir. Alexis doktor. Modern hayatın insan şahsiyetini bozduğunu ve insan tabiatına uygun olmadığını ve bunu tıbbi argümanlarla açıklamaya çalışmakta. Dönemin modern hayatı derken yanlış anlaşılmasın 2000 Li yılların modern hayatından değil 1900 lü yılların modern hayatından bahsediyor. Adam bir de bugünün teknolojisini ve insan şahsiyetinin geldiği noktayı görse acaba ne yazardı , ne düşünürdü çok merak ediyorum. Yoksa direk bizi Allah’a mı havale ederdi.
1873 te doğmuş ve 1944 yılında ölmüş bir adamdan bahsediyoruz . Ve eleştirdiği modern hayat dönemi de bu yılların aralığı . Instagram yok, TikTok yok, Facebook yok, YouTube yok, doğrudüzgün Tv yok. Ve bunca yoklar üzerine olan bir modern hayat eleştirisi var. İnsanın makineleştiğinden , şehirlere sıkıştığından , konforun insanı bozduğundan bahsetmekte. Tabi bunu sadece duygusal olarak değil aynı zamanda biyolojik, psikolojik yönleriyle ele almakta.
Ve en önemlisi bozulan insan şahsiyeti tekrar nasıl inşa edilmelinin cevaplarını da vermiş aslında .
Konfor ve disiplin arasındaki dengenin nasıl olması gerektiğine , insanın kabiliyetlerine , zorlukların insana nasıl şahsiyet kazandırdığına değinmiş.
Kitabı okuduktan sonra diyor insan kendine?
“ bu yaşadığım hayat mı? Hayat bu mu gerçekten? Hayat hiçbir zorluk yaşamadan öylece sudaki balık gibi sakin sakin süzülmek mi? Yaşadığımı hissetmeliyim. Gidip dağa tırmanmalı, ağaçların dallarında sallanmalıyım. Güneşin sıcağında yanmalı , kışın soğuğunda üşümeliyim. Bazen aç kalmalı, susuzluğu hissetmeliyim. Yaşadığımı belki o zaman anlarım.”
Zenginlik kötü değil, gayret edilecek bir şeyin kalmaması kötüdür.
••Karışık kuruşuk bir inceleme oldu . Ama zaten