Hatice Ay

Hatice Ay
•mesleğini ve kitap okumayı seviyor
Öğretmen
Lisans
Bitlis
Adana
116 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
8/10
·412 syf.··
2025 3. kitabı
Bu kitabı 3 yıl önce almışım ve okumamışım. Aslında okuyup okumamak arasında kalıp acaba zaman kaybı mı olur diye düşünüyordum. Ama şu an neden daha önce okumadım diyorum. Gerçekten çok iyi yazılmış bir kitap. Araştırma duygunuzu ve tarih merakınızı tetikleyecek ve sizi bir şeyleri araştırmaya okumaya sevkedecek bir kitap. Bu özellikleri bile kitabı okumak için yeterli sebepler. İlk defa bir kitaba karşı bu kadar ön yargılı olup okuduktan sonra bu neymiş ya diyorum .
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,5bin okunma
Reklam
7/10
·378 syf.··
2025 2. kitabı
Fransız yazar Alexis Carrel dönemin modern hayatından ve insanların mekanikleşmesinden olan rahatsızlığını dike getirmektedir. Alexis doktor. Modern hayatın insan şahsiyetini bozduğunu ve insan tabiatına uygun olmadığını ve bunu tıbbi argümanlarla açıklamaya çalışmakta. Dönemin modern hayatı derken yanlış anlaşılmasın 2000 Li yılların modern hayatından değil 1900 lü yılların modern hayatından bahsediyor. Adam bir de bugünün teknolojisini ve insan şahsiyetinin geldiği noktayı görse acaba ne yazardı , ne düşünürdü çok merak ediyorum. Yoksa direk bizi Allah’a mı havale ederdi. 1873 te doğmuş ve 1944 yılında ölmüş bir adamdan bahsediyoruz . Ve eleştirdiği modern hayat dönemi de bu yılların aralığı . Instagram yok, TikTok yok, Facebook yok, YouTube yok, doğrudüzgün Tv yok. Ve bunca yoklar üzerine olan bir modern hayat eleştirisi var. İnsanın makineleştiğinden , şehirlere sıkıştığından , konforun insanı bozduğundan bahsetmekte. Tabi bunu sadece duygusal olarak değil aynı zamanda biyolojik, psikolojik yönleriyle ele almakta. Ve en önemlisi bozulan insan şahsiyeti tekrar nasıl inşa edilmelinin cevaplarını da vermiş aslında . Konfor ve disiplin arasındaki dengenin nasıl olması gerektiğine , insanın kabiliyetlerine , zorlukların insana nasıl şahsiyet kazandırdığına değinmiş. Kitabı okuduktan sonra diyor insan kendine? “ bu yaşadığım hayat mı? Hayat bu mu gerçekten? Hayat hiçbir zorluk yaşamadan öylece sudaki balık gibi sakin sakin süzülmek mi? Yaşadığımı hissetmeliyim. Gidip dağa tırmanmalı, ağaçların dallarında sallanmalıyım. Güneşin sıcağında yanmalı , kışın soğuğunda üşümeliyim. Bazen aç kalmalı, susuzluğu hissetmeliyim. Yaşadığımı belki o zaman anlarım.” Zenginlik kötü değil, gayret edilecek bir şeyin kalmaması kötüdür. ••Karışık kuruşuk bir inceleme oldu . Ama zaten
İnsan Denen MeçhulAlexis Carrel · Yağmur Yayınevi · 1973693 okunma
10/10
·287 syf.··
2025 1. kitabı
Cemil Meriç’in okuduğum ilk kitabıydı. Aslında hayran olup anlamaya anlamaya bitirdim kitabı. Sadece sonlarını biraz anladım diyebilirim. Cemil Meriç okumak herkesin harcı değilmiş demek. Onun kitaplarını bilgilenmek için okuyayım dedim ama bilemedim ki onun kitaplarını anlamak için önceden bilgiye sahip olmak gerekirmiş. Ki zaten onun kitapları bilgi değil şuur, kafa patlatma, yorumlama, okurken ter dökme kitaplarıymış. Bir sonraki okumam hangi kitabı olur ya da buna cesaret eder miyim bilmiyorum ama mutlaka okunması, tanınması, tartışılması gereken bir yazar . Bir kitap bitirdiğimde genelde #okudumbitti derim ama bu sefer öyle demicem. Okudum ama bitmedi gerçekten bitmedi.
MağaradakilerCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20033,673 okunma
7/10
·219 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2020 15:17
Nurettin Topçu’nun ailesi ve ilkokul yıllarından başlayıp ömrünün son yıllarına kadar hayatını anlatır. Tabi hayatını kaleme almış dediysek öyle ekmeğin yanında kuru soğan gibi kuru kuruya değil. Sağlık sorunlarından, çevresinden, yaşadıkları zorluklardan, yurtdışı eğitiminden , orta tanıştığı insanlardan, felsefelerinden, dönemin siyasi olaylarından ve daha neler neler. Özellikle yaşadığı dönemin 1.Dünya Savaşı yılları olması ve öylesi kabus gibi bir dönemde bile eğitime bu kadar değer verilmesi beni çok etkiledi. Cepheye gidemediği için arkadaşlarıyla eğitimlerini bir cephedeymiş gibi tamamlanmaları ülkelerine ne kadar bağlı olduklarını gösteriyor. Hatta Fransa’da iken bazen yurt ve pansiyonlara uğrar arkadaşalarına “Bugün Türkiye için ne yaptınız” diye sorardı. Ve devamında “ Beyler bizler buraya gezmeye , hoşça vakit geçirmeye gelmedik. Memleket bizden hizmet bekler.” diyerek geliş gayelerini bir kez daha kendine ve arkadaşlarına hatırlatırdı. Fransa’ da felsefe alanında doktora yapan ilk Türk genciydi. Ve oradaki hocalarını kendisine hayran bırakmış kendisi de bazı hocalarından çok etkilenmişti. Eğitimini yüksek dereceyle tamamladıktan sonra minnet borcunu ödemek için ülkesine dönme kararı alır ve hocaları gitmelerini istemez ve orada yeterince destek ve değer görmeyeceğini söylerler ancak Nurettin Topçu onları dinlemez ve ülkesine döner. Öğretmen olan Nurettin Topçu fikirlerinden dolayı menfaat sahiplerinin canını sıkar ve ordan oraya sürgün edilir . Ve hocalarının Fransa’da iken kendisine söylediği sözler aklına gelir ve ülkesi için hayıflanır durur. Kendisi çok derin bir maneviyata sahip olup Türkiye’de de bu arayış içine girer. Tabi en sevdiği şey de bir ağaç altına oturup ağaçları, kuşları, karıncaları, gökyüzünü tefekkür etmektir. Ayrıca kendisi
Nurettin TopçuEmin Işık · Dergâh Yayınları · 2019424 okunma
10/10
·235 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
“Ve onlar önem verilen değerler uğruna her şeyin göze alınmasını ve ‘ihanete’ karşı kopmaz ‘dostluğu’ temsil ediyorlar. Bu cümle çeviren tarafından konulmuş kitabin ilk sayfalarına. Zaten bu cümleyi okuduktan sonra kitabın ne kadar etkili olacağını hissedebilirsiniz. İki mahalle arasında savaş var. Tabi konu Arsa. Savaşın kuralları öyle güzel ki . Taraflar öyle asil öyle onurlu ki. Kitap 100 yıl önce yani büyük ihtimalle 1.Dünya savaşı zamanında yazılmış. Ve zannımca yazarın eğer bir savaş olacaksa böyle olmalı dediğini ve bunu çocuklar üzerinden dünyaya duyurmak istediğini sezdim. Ve elbetteki yazarın vatanına olan bağlılığını çocukların Arsalarına bağlılıkları üzerinden aktarmak istediğini de anlıyorsunuz. Evet bu savaşta Pal Sokağı Çocukları’nın tarafındaydım ama karşımdaki düşmanıma da hayran kaldım diyebilirim. Ayrıca bu kitap bir askeri bir savaş kitabı ama tüm kanlı, kirli, iğrenç savaşlara inat en güzel savaş kitabı. Ayrıca kitabı okuduğunuzda içinizden bir ses sürekli bir kıyaslama yapar. Sineklerin Tanrısı adlı kitap ile. Orda da çocuk kahramanlar vardı tamamen . Ama asla böyle çocuklar değildi. Hangisi daha gerçekçi tartışılır belki ama kendimizden bir şeyler bulduğumuz ve bizi azıcık da olsa eski çocukluğumuza götüren bir kitap. İçinde çocuklar geçse de çocuk kitabı olarak anılsa da elbette ki birçok yetişkinin okuması gereken bir kitap. Hatta ben şöyle bir karar aldım: Bu kitabı okulda çocuklara okuyacağım . Her gün 30 dk. Çünkü çocuklar arasındaki akran zorbalığına, dışlanmışlığa, kavgalara küçükler ve büyükler arasındaki incitici kavgalara ilaç gibi gelecek bu kitap. Onlar da görsünler dostluk nasıl olurmuş, kavgalıya nasıl davranılırmış, düşman olsa bile nasıl onurlu savaşılırmış? Hatta keşke okullarda öğretmenler tarafından ders niteliğinde
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Reklam