daşdibek

daşdibek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·544 syf.·
71 günde okudu
·
2024 8. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar
8.6/10 · 522 okunma
Reklam
"...Hâlık'ın emri beni küzeger balçığı gibi devranın çarhı üzerine koyup dolap gibi döndürdü. Gâh beni küze düzdü gâh bozdu... Gâh insan gâh hayvan eyledi. Gâh şakirt olup öğrendim, gâh ustad olup öğrettim. Gâh beni ataya oğul eyledi, gâh atayı bana oğul. Gâh beni tıfl edip analara besletti, gâh anayı bana kız eyledi. Velhâsıl başınızı ne ağrıdayım:nice bin kerre ata belinden ana rahmine, ana rahminden cihana geldim... Pes imdi işittiğini ko, görenden haber al. Elbette bir gün sen dahi göresin, geçen hallerine ha gülesin, ha gülesin. Hele söz çok... Yine bir gün atamı at ve anamı don etmiş idim. Hemen kulağıma bir sadâ geldi ki: Tez, gel imdi, kon. Sanki yoğ idim, var oldum, yiğit oldum, pir oldum. Nagâh bir gün ruh aşinalanına düş oldum. Hâlimden haber sordular. Dediler: Derviş, eğri otur, doğru söyle. Az söyle, öz söyle. Çok söz baş ağrıdır... Bana dediler: " Derviş, aferin! Şirin hikâyet eyledin. Amma sözlerin düşün müdür? Ya hayâlin midir? Ya sayıklar mısın?" dediler. Ben ayıttım: "Namerddir ol kişi kim görmediği ve bilmediği sözü söyleye. Ben âlim değilim ilim bilem. Deli değilim kerâmetim ola. Karpuz gibi yoğun yumru bir söz düzüp erenler meydanına kodum. Gördüğüm menzillerden nişan verdim. Arif bildi ki ne dedim Nadân özün hayalde kodu. Anlayana bir kitap sözdür, anlamayana bin söz dahi desen faidesi yoktur. Efendi söz çok, sözü söylemek olmaz?."¹⁶ ¹⁶Kaygusuz Abdal'ın Budalanâme'sinden (Abdülbaki Gölpınarlı, Kaygusuz Abdal, Hatâyi, Kul Himmet, Varlık Yayınları, İstanbul 1953, ss.56-58.)
Sayfa 46 - İmge Kitabevi, 2. Baskı Haziran 2009 II. TEKERLEME·Kitabı okudu
Yûnus her şeyden evvel bir İslâm mutasavvıfıdır. Onun bu özelliği, milli şair olmasına mâni teşkil etmez. Şiirlerin şekil özelliğinin yanlış değerlendirilmesinin bir başka sebebi ise, milli şairlerin sadece heceyle ve koşma şeklinde yazabileceği inancıdır. Bu yüzden ilâhilerin musammat gazel değil de, musammat koşma şeklinde yazıldığı söylenegelmiştir. Bu doğru değil- dir.²⁴⁶ Eski tezkire ve tabâkât kitabı yazarları, mutasavvıfin şiirlerinden ilâhî veya nefes diye bahsederler. Şekil mevzuunda Lâmii, herhangi bir şey söylemez; fakat, bu ilâhilerin "tevhîd esaslarını açıklayan rumûz ve işaretler" olduğunu belirtir.²⁴⁷ Molla-zâde Şeyhî Süleymân Efendi'nin telakkisini şu cümlelerinden anlıyoruz: "Eş'ârı meşhûr-ı 'âlemiyândır. Kabaca Türki ibâretlerle gazeliyât u ilâhîyât ve rumûz u esrâr u nikâtlar söylemistir"²⁴⁸ Mollazâde, bu cümlesinde ilâhilerin "gazeľ" tarzında yazıldığını vurgulamış olmaktadır. Bu ibâre, Yûnus Emre'nin şiirlerinin nasıl anlaşıldığını göstermesi açısından pek mühimdir. Şu da var ki, Yûnus ilâhilerini şerh eden Niyâzi-i Mısri ve İsmail Hakkı Bursavî gibi mutasavvıfların risalelerinde, " Şerh-i beyt-i Yûnus Emre," "Şerh-i Ebyât-ı Yûnus Emre," "Şerh-i Kelimât-ı Yûnus Emre," "Şerh-i Gazel-i Yûnus Emre,' Şerh-i Güfte-i Yûnus Emre," Şerh-i Kaside-i Yûnus Emre," "Şerh-i Nutk-ı Yûnus Emre" gibi ²⁴⁹başlıklar bulunmaktadır. Bu risale başlıklarındaki "beyt, ebyât, kelimât, gazel, güfte, kaside, nutk" kelimeleri, Yûnus'un şiirlerinin şekil ve mahiyetini ortaya koymaktadır. Bütün bunlar ve divândaki şiirler göz önünde bulundurularak denebilir ki, Yûnus Emre, edebiyat tarihimizde, gazel, kaside, nutuk, ilahi veya nefes şairi olarak tanınmıştır, Bu cihetle, yukarıdaki iktibaslarımız arasından Faruk Kadri Timurtaş, Yûnus Emre'nin şirlerinin şekli konusunda en
Sayfa 91 - H Yayınları, Birinci Basım Şubat 2008, İkinci Bölüm Yûnus Emre'nin Eserleri, Eserlerinin Şekil Yapısı, Dil ve San'atı, B. Divanın Şekil Yapısı, 2. Nazım Şekilleri
Işk eteğin tutmak gerek 'âkıbet zevâl olmaya Işkdan bir elif okıyan kimseden su'âl olmaya Görmez misin sen aruyı her bir çiçekden bal ider Sineğile pervânenün yuvasında bal olmaya (5/1-5)
Sayfa 88 - H Yayınları, Birinci Basım Şubat 2008, İkinci Bölüm Yûnus Emre'nin Eserleri, Eserlerinin Şekil Yapısı, Dil ve San'atı B. Divanın Şekil Yapısı