“Güzel gözlüm... Geldiğinde ne kadar aç, nasıl da yalnızdım. Dağların üstünde uçmadığın, dolaşmadığın yer kalmamıştı. Beni bulduğunda güzün en ışıklı saatlerindeydik. Gücenmiş, bitkin düşmüş, umudunu kaybetmemiştin. Senin içinden geçene dek istek dolu biriyle karşılaşmanın ne tür bir tuzak olduğunu henüz kavrayamamıştım. Şimdi gövdemden eğrilerek yayılan o kımıltılı gölgeye baktıkça, rüzgarın hükmüyle azıcık sallandıkça, senin tutkunla büyüyorum gitgide. Sen gelince çok yalnız kaldım...”