Şu garip insanoğlunun sonbahar rüzgârları önünde sürüklenip giden sarı yapraklardan ne farkı vardı acaba? Her insan eceli geldiğinde yüksekteki veya alçaktaki dalından koparak rüzgâr önünde savrulan kuru bir yaprak misali ister yüksek bir mevkiinin sahibi ister sade bir insan ister zengin ister fakir olsun ; gün gelecek, ecelin önünde sürüklenip gitmeyecek miydi?
" Söz âdemde gizli değil, illâ âdem sözde gizlidir... Zira ki, söz âdeme perdedir, imdi bilmiş ol iy oğul, söz ulu nesnedir, sen dahi sözü ulu bil ki, gökten gelmiş nesnedir..."