Sokrates’in Savunması’nı okurken onun yola çıktığı noktada buldum kendimi; çağın düzensizliği ve bozukluğu içinde insanların konuşmalarında eksik etmedikleri ahlak, erdem, ölçülülük, cesaret gibi kavramları ne kadar anlıyor ve ne kadar biliyorlar diye düşünmeye başladım. Emin değildim. Emin olmamı sağlayacak, bir bilgelik, erdemin ve adaletin olduğu bir ortamda insanı sarıp sarmalayacağını düşündüğüm bir iyilik hali hissetmiyorum. Kavramlar kullanmaya devam ediliyorsa, bu çağa kadar aynı soru nasıl gelmiş olabilir?
Kavramla kalıcılar, duruyorlar ve kullanılıyorlar fakat Sokrates’in sorup da cevap alamadığı gibi bugün de bilerek kullandıklarından hiç emin olmadığımı gördüm.,
Sokrates Meletos, Anytos ve Lykon tarafından gençlere, toplumsal düzen tarafından kabul edilmiş doğruluktan ayrılmasına teşvik edici dersler vermesi, onlara dinsizlik aşılaması gibi suçlamalar sonucunda kanun karşısına yargılanmak üzere çıkarılmıştır. Sokrates, bu yargılanma sürecinde, suçlamalara karşı kendisini, yaşanmışlıklarından örnekler verdiği sağlam bir savunma konuşması ile açıklamaya çalışmıştır. Hayatı boyunca arkasında yazılı bir metin bırakmayan Sokrates hakikati arama yolunda kurduğu diyaloglar ile tanınmış ve kendisine uygun görmediği “bilge” adıyla geçmişten günümüze dek adıyla anılmıştır. Sokrates’in öğrencisi olan Eflatun (Platon) ise Sokrates’in bu savunmasını yazıya dökerek, onun yarattığı bu felsefeyi günümüze kadar getirmeyi sağlamıştır. İnce bir kitap halinde bulunan Sokrates’in savunması felsefenin temel taşlarından birini oluşturmaktadır.
Sokrates’in savunması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kendisine yeni ve eski olmak üzere yöneltilen suçlar üzerinde analiz yapmakta ve kendisine karşı kinle dolu insanların suçlamalarını çelişkide bırakacak güçlü konuşmalar