Bahçede oturuyorum. Birileri su motorunu çalıştırdı, rüzgârın sesi, uçaklar geçiyor ve birbirine sürten dalların hışırtısını duyuyorum. Çok uzaktan bir tren düdüğü yankılanıyor. Kedim kucağımda yatarken başını kaldırıp bana bakıyor.
Onun bende gördüğü şeyi, kendimde görebilmek isterdim.
Sadece şu anda olmak. Yarın ve dün olmadan, bugünün içinde dolanmak. Ama yapamam.
Haberler her şeyin ne kadar korkunç olduğunu haykırıyor. İçten içe nasıl kokuştuğumuzu. Dallardan düşen kof meyveleri duyuyorum, yere çalınışlarını. Ağaç onları üzerinde tutmuyor, biz neden çürükleri her yemeğimize katık ediyoruz?
Adaleti bir gün yeniden görecek miyiz? Kediler kadar huzurlu uyuyabilecek miyiz?
Şimdi bir esinti çıktı. Yağmuru ümit ediyorum, bekliyorum. Bir kaç yaprak sararmış bile, ağustos bitiyor.
Kuşlar sessiz ve ben rüzgârın nefesini dinliyorum. Nereye kadar direneceğim, bilmiyorum.