Ay

Ay
@aybukethewriter
Ig:rasperdin yazılarım- öykülerim: yildizaybuke.wordpress.com Doğu Türkistan özgür olana dek-
Yazarlık
Burada yazdıklarımı, hikayelerimi paylaşmayı düşünüyorum. Sizce okunuyor mu?
Edebiyat
Reklam
İntikam
Saklandığın o karanlık kisveleri söküp alacağım. Karanlık rüyalarımı ilmek ilmek işleyeceğim göz kapaklarının altına. Suratındaki o melun sırıtışı soyacağım. Dişlerin tek tek sökülmüş, kanlı parmakların saçlarında gözleyeceksin beni kuytularda. Delirdiğimi söyleyenler çoktan göç ettiler surların ötesine. Bir ben bir sen kaldık kalelerden gözcülük eden. Savaş naraları atanların dillerini kopardım ki haber uçuramasın kuşlar. Ateş döşedim bana ulaşan yollarına. Var olduğunu sakla, ne çare; infaz buyruğunu bildireceğim yedi cihana. Aybüke Yıldız
Edebiyat
Bahçede oturuyorum. Birileri su motorunu çalıştırdı, rüzgârın sesi, uçaklar geçiyor ve birbirine sürten dalların hışırtısını duyuyorum. Çok uzaktan bir tren düdüğü yankılanıyor. Kedim kucağımda yatarken başını kaldırıp bana bakıyor. Onun bende gördüğü şeyi, kendimde görebilmek isterdim. Sadece şu anda olmak. Yarın ve dün olmadan, bugünün içinde dolanmak. Ama yapamam. Haberler her şeyin ne kadar korkunç olduğunu haykırıyor. İçten içe nasıl kokuştuğumuzu. Dallardan düşen kof meyveleri duyuyorum, yere çalınışlarını. Ağaç onları üzerinde tutmuyor, biz neden çürükleri her yemeğimize katık ediyoruz? Adaleti bir gün yeniden görecek miyiz? Kediler kadar huzurlu uyuyabilecek miyiz? Şimdi bir esinti çıktı. Yağmuru ümit ediyorum, bekliyorum. Bir kaç yaprak sararmış bile, ağustos bitiyor. Kuşlar sessiz ve ben rüzgârın nefesini dinliyorum. Nereye kadar direneceğim, bilmiyorum.
Edebiyat direnişin içinde olmalı.
En çok kimi özlüyorum? Cevap vermek istediğim tek soru bu. Geri dönmemek üzere kaybettiklerimi özlüyorum sadece. Mezardakileri. Ne demişler? Dağın ardındaki gelir, toprağın altındaki gelmezmiş.